Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

29 Ekim 2016 Cumartesi

cumhuriyeti kutlamak 2

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, hepimiz için bir zaferin, milli bir hatıranın, yeni bir uyanışın, özgürlüğün ilanının simgesidir. Hiçbir özgürlüğün bedava gelmediği gibi bizim de bu vatana sahip olmak için ne bedeller ödediğimizi her zaman hatırlamak, gelecek nesillere daha iyi bir medeniyet bırakmak için çabalamak, geçmişimize karşı bir sorumluluk, geleceğimiz için de bir zorunluluktur.


Karşılaştığımız zorlukları ve bunlardan ne öğrendiğimizi her zaman hatırlamalıyız. Bizi çevreleyen çeşitli tehditler, bugün halen varlığını sürdürüyor. Bugün bu tehditler, bizimle göğüs göğüse mücadeleye girişecek devletlerden çok, kendi içimizde tutarlı olamamak ve ileri, üreten bir medeniyet seviyesine hep birlikte yürümek gibi bir dürtüye sahip olmamak.

93 yılda ülkemiz birçok değişiklik, gelişme gösterse de, aslına bakarsanız bazı noktalarda 93 yıl öncesinden çok da farklı bir yerde değiliz. Bir anlığına bunu bir kenara bırakır ve bulunduğumuz coğrafyanın sürekli ilerleme kaydetmeyi zorlaştırdığı gerçeğini göz önünde bulundurursak, bugünkü konumuyla varlığını tüm dünyaya ispatlamış, sapa sağlam ayakta. Özgürlükçü medeniyetimizin temellerini atanların hayal ettiği yerde henüz değiliz, ancak bu süreç içerisinde büyük yıkımlar, değişimler yaşamış ülkeleri düşündüğümüzde, halen sınırlarını korumuş ve birliğini bozmamış bir ulusuz.


Şöyle bir cumhuriyetimizin geçmişine baktığımızda, ilk yıllarındaki hızlı ve etkili adımlara karşın son 75 yılda aynı etkide ilerleme kaydedemedik. Zaman zaman bazı kıvılcımlar göstermiş olsak da, bugün baktığımızda, halen yıllardır çözülemeyen veya ileri seviyelere getirilemeyen ulusal sorunlarımız var. Halen denenen darbeler gibi, terör gibi, rayına oturtulamayan eğitim gibi, ileri teknoloji üretimdeki eksiklikler gibi... 93 yıl önceki kahramanlar bir yerlerden izliyorlarsa, bizlerle çok az konuda gurur duyduklarını tahmin edebiliriz.

Millet olarak kaçırdığımız çok önemli bir nokta var; cumhuriyeti, ülkeyi, ulusu sadece baştakilerin yönettiğini düşünüyoruz. Büyük bir yanılgı içerisindeyiz. Toplumumuzu gözlemleyen her toplum bilimcinin kavrayabileceği gibi, belli bir disiplin ile üretime odaklanmış bir karakterden uzağız. Zaman zaman bireysel çaba ve buluşlar gündeme gelip de göğsümüzü kabartsa da, kabul edelim ki birçoğumuz iş hayatında verimli değiliz. Her genellemede olduğu gibi bu konuda da gerçekten işini sahiplenen emekçileri ayrı tutalım. Fakat bir düşünelim, 9 saatlik günlük iş süremizin ne kadarında gerçekten işle ilgiliyiz? Futboldan, siyasetten, arabalardan, kıyafetlerden konuşmalarımız ya da internette vakit geçirmelerimiz, iş üretimimizin miktarını ve kalitesini etkiliyor mu? Sosyal olmanın asla kötü bir tarafı yok, fakat temelde başarıya çok fazla odaklanmadığımız için, iş hayatında biraz fazla sosyal oluyoruz.

Hamurumuzda sürekli ilerleme var. Cumhuriyeti, sadece süslü cümlelerle ya da alıntılarla değil, biraz da benliğimizdeki kudreti kullanarak yaptıklarımızla kutlamaya çalışalım. Bazen büyük sözler etkili olabileceği gibi, bazen sadece yaptığımız işte iyi olmaya çabalamak yeterli olabiliyor.

Cumhuriyetimiz kutlu olsun. Nice yüzyıllara; birlik beraberlikle, üretimle, eğitimle, teknolojiyle...

anlamak istersin

geride bırakılan olduğunda
anlamak istersin,
son mısrasına gelinmiş
şiirin hüznünü,
bazen de bir dağın
zirvedeki boşluğunu
ya da uçurumun
sonrasız yalnızlığını,
son yudumu içilen
şişenin susuzluğunu,
son kıvılcımı da sönmeye yüz tutmuş
ateşin yiten hiddetini;
seyredersin dalgaları
izlersin, hissedersin
neler getirir de
geriye neler götürür,
düşünürsün;
doğruların yanlışa döndüğü bir yerde
kalakalmanın
ve aşık olmanın
kaç yanlış ile kaç doğru götüreceğini
anlamak istersin

23 Ekim 2016 Pazar

koşmaya zaman ayırmalı

Sonbahar, bir güneşli bir yağmurlu havasının bazen bizleri hazırlıksız yakalama huyunu saymazsak, kendine has, sadece bu aylarda yaptığınızda keyifli gelen eylem çeşitliliğinin fazla olması sebebiyle benim de en çok sevdiğim mevsimdir birçok insan gibi. Bu çeşitliliğin arasında en güzeli doğayla baş başa kaldığımız anlar. Sonbahar bu anları diğer mevsimlere göre daha anlamlı hissettiriyor.



Buna bir de sağlıklı yaşam bakışını eklersek, orman koşuları da en güzel sonbahar aylarında yapılabiliyor bana göre. Özellikle parkuru bulunan ormanlarda, bol oksijen miktarının ve kuş sesinin, hatta ağaçların biçimlerinin insanın zihnini berraklaştırdığı bir gerçek.

Evimin yakın olması sebebiyle hafta sonları Florya Atatürk Ormanı'nda koşuya giderim. İş yerimin yakın olmaması ise hafta içi spor yapmayı güçleştiriyor. Şehir hayatı, özellik İstanbul ve benzeri büyük şehirler, spor yapmak için yeterli zaman bırakmayacak kadar insafsız olabiliyor. Buna karşılık bizlerin de bir şekilde fırsat üretip en azından koşu veya bisiklet ile hem zihinsel hem de fiziksel anlamda vücudumuza insaf göstermemiz gerekiyor. Bizim göstermediğimiz insafı hayatın göstermesini beklememeli, çok geç olmadan.

Hayatta her alanda olduğu gibi koşuda da başarıyı kolaylaştırmak için kendimize hedef koyabilir ve bu hedefe ulaşmak için kendimizi zaman oluşturmaya itebiliriz. Aylık veya yıllık makul bir kilometre hedefi, örneğin yeni başlayanlar için ilk sene 100 km, bizi bunu gerçekleştirmeye güdüleyecektir. İkinci sene 200, üçüncü sene 300, sonraki sene 400 ve sonraki her sene artı 50 km ile başarıya koşarcasına vücudumuzu koşturduğumuzda, bir yandan zihnimizdeki sorunları boşaltırken ve zor durumlara çözüm üretirken, diğer yandan daha dinç ve uzun süre genç kalacak bir bedene sahip olacağınızı düşünün.

Koşmadan anlayamıyoruz, ağaçlardan dökülen yapraklarla kaplı orman örtüsünün, yeşiliğini kaybetmemiş ağaçların, kuş cıvıltılarıyla karışmış doğanın kendine has sesinin ne kadar ilham verici olduğunu.

Mahalleme yakın bir orman olduğu için şanslıyım. Evet İstanbul gittikçe daha betonsu bir yapıya bürünüyor ancak diğer taraftan halen büyük ve koşuya elverişli ormanlara sahip. Florya Atatürk Ormanı, evet büyük bir orman, ancak maalesef gerekli şekilde bakım yapılmadığı kanısındayım. Öyle ki sanırım koşu parkuru bile doğal bir şekilde, insanlar koştukça kendiliğinden oluştu. Çimlendirme sınırlı, bitki çeşitliliği fazla değil. Yapılan düzenlemeler çok fazla zamana yayıldı. Örneğin temiz bir tuvalete sahip olması, bazı saksı bitkilerinin getirilmesi, mescid yapılması hep gereğinden fazla zaman aldı.

Umarım birileri yazıma denk gelir ve en azından bacak sağlığına uygun bir koşu parkuru ve çimlendirmeye el atar. Bu konuda bilinçli halkın da göreve hazır olduğuna eminim.

Ormanlara, doğru düzenlemeye sahip parklara toplumumuzun daha fazla rağbet göstermesi gerekir. Özellikle çocukları götürelim, ormanları, doğayı, hayvanları sevdirelim. Sokaklarda eski, bizim çocukluk dönemlerimiz gibi bir hava artık yok. Büyük şehirlerde sokakları, sokak oyunlarını kaybettik. En azından ormanları kaybetmeyelim. Millet olarak orman görünce mangal yakma dürtümüz daha üstün gelse de ve birçoğumuz bundan şikayetçi olmasak bile, ormanda koşu yapan ve tek tük de olsa çocuklarını getiren aileleri görmek umut verici. Bu sayıyı hep birlikte artıralım.

22 Ekim 2016 Cumartesi

seviğiniz filmin atmosferine bırakın kendinizi

Kitap okurken ya da bir şeyler yazar veya çizerken ambiyans müziklerinin bir derinlik kattığı ve ilham verici olduğunu düşünüyorum.

Romanınızı okurken, onu kendi hayal dünyanızda filmleştirmenizi kolaylaştırıyor. Ya da yaşadıklarınızla bağdaştırmayı. Yazıyorsanız eğer, öykü olur, şiir olur, deneme, senaryo veya günlük tutuyorsanız, bir ambiyans müziğinin size eşlik etmesine izin verdiğinizde duygularınızı daha da güçlendirdiğini fark edeceksiniz. Tabi müziklerin seçimi de çok önemli.

Güzel bir manzara veya hayal çiziyorsanız ve ilham almanızı sağlayacak bir doğayla baş başa kalma şansınız yoksa, ambient-mixer.com sizi hayalinizdeki doğada hissettirmek için biçilmiş kaftan.

Benim de henüz keşfettiğim ambient-mixer.com sitesi, herhangi bir yazılım veya uygulama yüklemenizi gerektirmeden istediğiniz an online olarak sevdiğiniz film ve dizilerin ortamında hissettirecek müzikleri dinlemenizi sağlayan bir web projesi. Bu site sayesinde bir anda kendinizi Elflerin Ayrık Vadisi Rivendell'da hissedebilir, doğudaki son Elf diyarına misafir olabilirsiniz. Ya da Winchester kardeşlerle yola çıkıp meşhur Impala'ları ile yaptıkları uzun av yolculuklarına eşlik edebilirsiniz. Süper kahraman sevdalıysanız, Superman sizi Fortress of Solitude'de (Yalnızık Kalesi) misafir etmeye hazır. Siz daha çok Batman hayranı mıydınız, dünyanın en iyi dedektifiyle Batcave'de araştırmaya katılın.




Sadece The Lord Of The Rings, Harry Potter, Game of Thrones gibi film ve dizi müzikleri değil, diğer ortam, oyun, tatil, rahatlatıcı atmosfer müzikleri gibi seçenekler de mevcut. Ve sitenin güzel yanı, bu müzikler üzerinde kendi müziğinizi oluşturabiliyorsunuz. Ortamdaki bir sesi kısıp, diğer bir sesi artırabilirsiniz. Tamamen tercihinize ve zevklerinize göre en baştan bir müzik oluşturmanıza da izin veren bir fonksiyonu da var.

Okurken, yazarken ya da uyumadan önce biraz hayal dünyasına dalışlar yapmak istediğinizde yatağınızda uzanırken kendinizi en sevdiğiniz ortamın atmosferine kaptırmayı isterseniz ambient-mixer.com sitesi aradığınızı bulmakta yardımcı olacaktır.

18 Ekim 2016 Salı

nobel edebiyat ödülü kağızmanlı'ya

Bu yıl tartışmalı bir kararla Nobel Edebiyat ödülüne dünyaca ünlü Amerikalı müzisyen Bob Dylan layık görüldü.1996'dan beri her yıl bu ödüle aday olarak gösterilen Dylan, bu yıl da favori olmamasına rağmen ödüle uzandı. Yapılan açıklamada, Amerikan müziğinde yeni şiirsel anlatım ürettiği için bu ödüle layık görüldüğü vurgulandı.

En güçlü aday, son yıllarda adından çokça söz ettiren ünlü Japon yazar Haruki Murakami idi. Bugüne kadar Nobel dışında birçok edebiyat ödülüne layık görülen yazarın en bilinen kitapları Türkçe isimleriyle Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları ve Uyku. Murakami bu yıl da Nobel'i alamadı, ancak öyle tahmin ediyorum ki önümüzdeki yıllardan birinde muradına erecek.

16 Ekim 2016 Pazar

yapasım var...

Egosu şişik olanlara bir diyet programı uygulayıp fazla benlerden kurtarasım var...

9 Ekim 2016 Pazar

o replikler...



Canım Kardeşim

"Sen sahiden ölürsen bilyeler ne olacak?"


2 Ekim 2016 Pazar

bursa'da hoş bir göl kasabası: gölyazı

Uzun bir süredir yazısız bıraktığım sayfaya bir gezi yazısı ile dönüş yapıyorum. Yazmayı bırakınca geri dönmek zor oluyormuş. Ha bugün yazayım ha yarın derken haftaları ayları deviriyorsunuz. Benzer süreçleri yaşayanlar beni daha iyi anlayacaktır.

Ben en iyisi yeşil Bursa'nın en güzel ilçelerinden Nilüfer'e bağlı bu küçük balıkçı kasabası Gölyazı'dan bahsetmeye başlayayım. Yeşil Bursa'nın, her ne kadar yapılaşma nedeniyle yeşillik metrekaresinde son yıllarda kısmi küçülmeler olsa da, halen büyük bölümünü koruyor. Bu nedenle özellikle İstanbul'un hızlı, kaotik yaşamından bunalanların, İDO ve BUDO vapur seferlerini kullanarak kısa sürede varabileceği, stres atabileceği seçeneklerden birisi Bursa.

Diğer birçok seçeneklerinden birisi de Gölyazı. Küçük sanayi otobüs durağından binebileceğiniz bir otobüs ile bu küçük kasabaya ulaşabiliyorsunuz. Dilerseniz kahvaltınızı da burada yapabilir, lezzetli gözlemelerinden yiyebilirsiniz. Özellikle patlıcanlı gözlemeleri güzel ve farklı.