Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

2 Ekim 2016 Pazar

bursa'da hoş bir göl kasabası: gölyazı

Uzun bir süredir yazısız bıraktığım sayfaya bir gezi yazısı ile dönüş yapıyorum. Yazmayı bırakınca geri dönmek zor oluyormuş. Ha bugün yazayım ha yarın derken haftaları ayları deviriyorsunuz. Benzer süreçleri yaşayanlar beni daha iyi anlayacaktır.

Ben en iyisi yeşil Bursa'nın en güzel ilçelerinden Nilüfer'e bağlı bu küçük balıkçı kasabası Gölyazı'dan bahsetmeye başlayayım. Yeşil Bursa'nın, her ne kadar yapılaşma nedeniyle yeşillik metrekaresinde son yıllarda kısmi küçülmeler olsa da, halen büyük bölümünü koruyor. Bu nedenle özellikle İstanbul'un hızlı, kaotik yaşamından bunalanların, İDO ve BUDO vapur seferlerini kullanarak kısa sürede varabileceği, stres atabileceği seçeneklerden birisi Bursa.

Diğer birçok seçeneklerinden birisi de Gölyazı. Küçük sanayi otobüs durağından binebileceğiniz bir otobüs ile bu küçük kasabaya ulaşabiliyorsunuz. Dilerseniz kahvaltınızı da burada yapabilir, lezzetli gözlemelerinden yiyebilirsiniz. Özellikle patlıcanlı gözlemeleri güzel ve farklı.



Gölyazı'nın gözleme dışındaki diğer meşhur lezzetleri zeytin ve balık. Öyle bütün gününüzü geçireceğiniz kadar vakit harcamayacaksınızdır, o nedenle ya kahvaltı ya da öğle öğünlerinden birini denk getireceksiniz. Güzel göl balıklarından denemeyi tercih ediyorsanız, öğleden sonra gelip önce şöyle bir kasabayı gezeceksiniz, sonra gölde tekne turu yapacak, akşam üstü de balığınızı yiyerek gezinizi tamamlayacaksınız. Bu süreçte de bol bol resim çekip Gölyazı sakinleriyle kısa sohbetler yapmayı ihmal etmeyeceksiniz elbet.


Uluabat gölüyle çevrelenmiş Gölyazı'nın doğal güzellikleriyle beraber, Milattan öncesine kadar dayanan tarihi de onu merak ettiren bir başka ziyaret nedeni. Roma dönemine kadar uzanan kalıntılar bulunmuş bu kent Apollon Krallığının da merkezi olarak bilinirmiş. Göl havzasındaki 3 büyük ve 8 küçük adada Ceneviz, Roma, Bizans ve Osmanlı’dan kalma eserler bulunuyor. Gölyazı’nın, eski adıyla Apolyont'un kendisi de aslında bir ada. Ama yazın sular çekilince bir yarımadaya dönüşüyor.


Cumhuriyet yıllarına kadar Anadolu Rumlarının yaşadığı bu kente, eski sakinlerinin Yunanistan'a göç etmesiyle çevredeki Türkler yerleşmişler. 250 yıllık Rum evleri halen ayakta.


Burada dikkatimizi çeken bir başka konu da 7'den 70'e kadınlarımızın da emekçi olması. Gözleme açan, sandal turu yapan, balıkçılık yapan kadınlarımız, katma değer üreterek ekonomide yer ediniyorlar.


Tekne turu yapmak için çok fazla seçenek var. O yüzden ilk gördüğünüz tekneye binmek yerine ada etrafında ufak bir tur atıp piyasayı görmekte fayda var. Gerçi çok pahalı değil ancak aynı turu yapmak için 5-10 TL daha fazla ödemeye gerek yok. Tur sırasında gölün sazlıklarına ve özellikle nilüferlerin bol olduğu kısımlara da sizi götürmelerini rica edin. Eskiden şimdi olduğundan çok daha fazlaymış nilüferler. Gelen ziyaretçilerin toplaması, ziyaretçiler düşünmese de teknecilerin size göl üstünden toplayıp vermesi nedeniyle eskiye oranla daha az nilüfer var. Aslında onları toplamak yasak ve para cezası var. Ancak görevlilere fark ettirmeden alıyor insanlar ve çantalarına atıyorlar. Bir anlık hoş bir duygu için nilüferi almamalıyız. Evde vazoya koyacağımız bir çiçek türü de değil zaten.

Her sene baharda leylek şenlikleri düzenlenirmiş. İlginizi çekerse baharda gelip hem yöreyi gezebilir de şenliği seyredebilirsiniz.


Gölyazı'yı 10 yıl kadar önce duymuştum. Daha doğrusu gazetedeki bir haber vasıtasıyla varlığını öğrenmiştim. Ünlü bir ressam ve beraberindeki gönüllüler, belirlenmiş 200'e yakın evi boyamışlardı. Geçtiğimiz günlerde aklıma gelince interneti karıştırıp ressamın adını araştırdım: Gül Ilgaz. 2003'teki Venedik Bienali'nde de ülkemizi temsil etmiş, birçok yurtdışı sergiye katılmış bir ressam. Gönüllülük esasıyla yaptıkları bu çalışmadan ötürü kendisini tebrik ediyorum. Umarım buna benzer çalışmalar yapılmaya devam eder, birbirinden güzel kentlerimize özgün dokusu bozulmadan farklı renkler, havalar katarız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder