Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

29 Mart 2014 Cumartesi

aynı ülkenin çocukları

Hepimiz aynı ülkenin evlatlarıyız.

Nasıl ki bir ailede iki farklı karakterde, yetenekte evlatlar olabiliyorsa, bir ülkede de bambaşka karakterler, fikirler, farklı insan ve vatan sevgileri olması çok normaldir. Eğer bizler bu başkalıklarımızı kabullenip, birbirimizi karşılık beklemeden seversek, saygı duyarsak, en azından kalp kırmayacak şekilde eleştirilerimizi yaparsak, ne çocuklarımız ölür ne de insanlığımız.

Türkiye'de yaşayan bambaşka kökenlerin, inançların, anlayışların, varlığı kavga nedeni değil zenginliktir. Türk ve Kürt'ün birbirinden, tüm Anadolu halklarının birbirinden, Müslüman'ın ve Gayrimüslim'in birbirinden, tüm inanışların birbirinden, en basiti bir komşunun diğerinden beklentisi tatlı ve samimi bir güler yüzdür be. Arkasından kuyusunu kazmamaktır, sırf farklı diye tepki almamak, kabullenme ve dost olabilme isteğidir en masum beklenti içinde. Bu böyle olsa kimse daha uç noktalara ayrışmaz, daha uç isteklerde bulunmaz zaten.

Hepimizin isteği bir şekilde edindiğimiz bu hayatı sevdiklerimizle mutlu ve sağlıklı geçirmek değil mi? Bunu birbirimize bizler sunabilsek neden fazlasını isteyelim.

Yarının ülkemizde bir demokrasi şöleni olduğunu, savunduğunuz görüş kazansa da kaybetse de kimsenin bir yere gitmediğini yine bu ülkede birlikte yaşayacağımızı hatırlayarak birbirimizi kırmamamız ve en hayırlısının yönetimde iş başına gelmesi dileğiyle. Bizler insan olmanın verdiği sorumlulukları bilip sevgiyi ve saygıyı unutmazsak bizi yönetenler de hakkıyla yönetmek durumunda kalır.

Bizi sevmeye devam edin.

25 Mart 2014 Salı

yoksun

           Bir eli klavyede, diğer eli farede, gözlerinin odak noktası ekrana çevrili; ayaklarında yirmi küsür yıllık bilinçsiz yorgunluğun göçebe etkisinden geçici kurtuluşuyla, çevresindekiler onun bir bilgisayar dosyasına beş metre ötedeki bilgin görünümlü nüktedan öğretmenin anlattıklarıyla paralel bir veri girişi ve sağlaması yaptığını düşünürken; aslında o, kalbinin belki sadece en zor anlarında başvurduğu kilitli ve açılması için bir anahtarın yetmediği, birkaç çilingir yetisinin bir araya gelmesiyle açılabilecek, sadece hür nefeslerini oraya koyup zor zamanlar için sakladığı dehlizinden Yaradan’a yakarıyordu, kulakları sağır eden bir sessizlikte.
          “Bakın sağ tarafa doğru hızlı parçalar diye bir menü var, sağa doğru gidiyoruz…”
          Bilgin hoca üstünkörü, sadece öğrenmesini istedikleri noktaları paylaşırken geleceğin meslektaşları olarak gördüğü, ancak pek çoğunun gözlerine baktığında bakışlarının duygudan ve hırstan yoksun oluşunda umudunu kaybettiği, gençliklerinde ve aldatılmış özgürlüklerinde kaybolmuş bireylere, sahici gelmeyen hal ve tavırlarıyla, her ne kadar yer yer laf dokundursa da adeta sistemin bir parçası olmakla gurur duyarcasına yazılı olmayan kurallarla belirlenmiş “eğitici olmayan öğretim” politikasının gerekliliklerini yerine getirmeye devam ederken, Berfu ve Jiyan aralarında kalan masayı oldukça sahiplenmiş görünen Demir’in “başka yerde olmak” ruh halini sanki fark etmiş de kendi haline bırakıp ona iyilik yaparak aynı zamanda kendilerine de iyilik yaptıklarını düşünüyorlardı. Aslında galiba bilgin hoca da bunun farkındaydı. Ama bilmediği bir şey vardı ki, o bütün sınıf tarafından kendi haline bırakılmıştı.

15 Mart 2014 Cumartesi

yapasım var...

Genetik biliminde çığır açıp, farklı düşünmenin düşmanlık oluşturmadığını insan DNA'sına kodlayasım var...

6 Mart 2014 Perşembe

o replikler...


Apti

"Parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği."