Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

31 Aralık 2014 Çarşamba

the hobbit: the battle of the five armies ile orta dünya'ya beyazperdede veda


Orta Dünya hayranları için sevinç ve hüzün bir arada yaşatan bir dönem başladı Hobbit: Beş Ordunun Savaşı'nın vizyona girmesiyle. Sabırsızlıkla beklenen son filme kavuşmanın sevinci ve bu dünyanın beyazperdedeki son filmi olmasının getirdiği hüzün bir arada. Yönetmen Peter Jackson'ın Tolkien'in kurduğu bu fantastik evreni sinemaya son kez çekmiş olduğunu açıklamasıyla epey bir hayran üzülmüştir. Bana sorarsanız hayırlı bir karar almış Jackson. Kendisine sinema anlamında böylesine güzel işler çıkardığı için müteşekkiriz ama kitabı aktarışı anlamında gerek Yüzüklerin Efendisi gerekse de Hobbit üçlemelerinde getirdiği yorumlar sebebiyle bu evrenden elini eteğini çekmesi yerinde bir karar oldu. Kaldı ki bir önceki üçleme 11 12 sene önce çekilmesine rağmen çok daha gerçekçi ve emek harcanmış bir görüntüye sahipti. Belli ki yıllar Peter Jackson'ı tembelleştirmiş ve bolca son teknoloji bilgisayar efektleri kullanmaya itmiş. Bir önemli karakter dahil çoğu karakterin tamamen bilgisayar efekti olması, eskiden yapılan makyaj efektlerini arattı diyebilirim.

"The Hobbit üçlemesinin son bölümü olan üçüncü filmde, Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan ve Cüceler Bölüğü’nün maceraları sona eriyor. Ejderha Smaug ile karşı karşıya geldikten ve günahkar Hobbit Gollum'dan meşhur güç yüzüğünü aldıktan sonra sağ salim eve ulaşıncaya kadar Bilbo'yu halen daha onlarca yeni serüven bekliyor. Yurtlarına tekrar kavuşan Erebor Cüceleri, Ejderha Smaug'u Göl Kasabası'nın masum yerlileri üzerine saldıkları gerçeğiyle yüzleşmek zorundadırlar. Thorin Meşekalkan ise Arkentaşı'nı ararken önemli değerlerden ödün vermiştir. Thorin'e yardımcı olamayan Bilbo tehlikeli bir seçim yapmanın eşiğine gelir. Bu esnada Lord Sauron planladığı gizli Yalnız Dağ saldırısı için dört Ork bölüğü göndermiştir. Şimdi Cüce, Elf ve İnsanların önünde iki seçenek vardır: Ya birleşip birlikte savaşacaklar ya da hep beraber yok olacaklardır. Beş ordu toplanıp savaşa girmeye hazırlanırken Bilbo hem kendi hayatı hem de arkadaşlarını kurtarmak için savaşmak durumunda kalacaktır."



İki hafta önce vizyona giren filmi iki kez izledikten sonra hakkında yazı yazabilirim artık diye düşündüm. İki buçuk saat kadar sürüyor ancak kesilmiş ve DVD sürümünde yer alacak sahnelerle birlikte toplam üç saate varacak. Bu da Jackson'ın tarzı, birçok sahneyi DVD için saklıyor.

Konudan kısaca bahsedersek, Dol Guldur'da karanlıkların lordu Sauron'a esir düşen Gandalf'tan ayrı yoluna devam eden cüceler ve Bilbo sonunda kadim cüce krallığına kavuşuyorlar. Bu sırada ejderha Smaug da göl kentine saldırmakta ve yıkım getirmekte. Ejderhanın dağı ve devasa hazineyi terk etmesi haber tüm orta dünyaya yayıldığından iyi kötü birtakım güçler gözünü bu dağa dikiyor ve ordularını toplayıp harekete geçiyor.

Özellikle Thorin Oakenshield'i canlandıran Richard Armitage'i çok beğendim. Karakteri ve ruhsal karmaşasını gerçekten çok iyi yansıtıyor. Kahraman Hobbitimiz Bilbo Baggins rolündeki Martin Freeman da yine harikulade. Kadim büyücü Gandalf Ian McKellen'a çok fazla sahne ayrılmamış yine ve de yer aldığı yerler üst düzey bir oyunculuk gerektirmiyor. O yüzden ona bir yorum getirmeyeceğim. Genelde tüm oyuncular vasatın üzerinde. Yine de bana göre Yüzüklerin Efendisi'ndeki karakterlerin oyunculukları bir gömlek üstündü. Hatta iki seride de yer alan Ian McKellen dahil. Orlando Bloom ise yılların getirdiği yaşlılığı -ya da olgunluğu diyelim- makyajla değil de efektlerle saklanmaya çalışılan Legolas rolünde tekrar karşımıza çıkıyor. Akrobatik hareketleri filme heyecan katsa da yer yer yüzünde parlayan efektler rahatsız etti.


Her türden sinema izleyicisini salona çekebilmek için yapılan eklemelerden biri Tauriel ve Kili'nin yani bir elf ile cücenin aşkıydı. Çok eleştirilecek bir ekleme ancak yönetmenin amacına ulaştığını düşünüyorum.

Ak Divan ile Sauron ve dokuz hizmetkârı arasındaki mücadele sinema açısından epik sayılabilir, gel gelelim benim gibi kitabı okumuş olanlar bilir ki Galadriel bir elf olarak çok büyük kudrette olsa da Saruman, Gandalf gibi ruhlar kadar yüksek bir güce sahip değildir. Yani tek başına Sauron'a karşı koymaya kalkışabilir ancak orada Ak Saruman varken bu ona düşmez. Ya da en azından Saruman, Sauron'un varlığını böyle çaresizce seyreder vaziyette yansıtılmamalıydı. Demem o ki Jackson senaryoda değişiklikler yapmakla kalmayıp güç dengelerini de değiştirdi The Lord of the Rings'ten beri.

Peter Jackson'ın en iyi yaptığı iş bana göre Orta Dünya'nın tasviri oldu. Gerçekten sinemaya çok iyi aktarılan bir evren var. Vadiler, dağlar, ağaçlar, kuşlar, her detay çok ince işlenmiş. Ayrıca elfler ile cücelerin tasvirleri de gayet iyiydi. Ork tasvirleriniyse biraz tutarsız buldum. Filme getireceğim en büyük eleştiri Alfrid karakterinin fazlaca yer tutması. Belli ki çocuk ve bir kısım kadın izleyicilerin sıkılmaması için eklenmiş. Ve evet, sinemadaki gözlemlerime göre de amacına ulaşmış.



Hikayenin sonunun bir şekilde Yüzüklerin Efendisi'ne bağlanacağını tahmin etmiyor değildik, nitekim beklediğimiz şekilde sona eriyor film. Bu vesileyle şunu eklemekte fayda var, henüz Yüzüklerin Efendisi serisini izlemeyeniniz varsa öncelikle Hobbit serisini izlemenizi tavsiye ederim. Hikaye 60 yıl öncesini anlattığından kronolojik olarak izlemek daha doğru olur diye düşünüyorum.

Evet, yapılan değişikliklerle tüm sinema izleyicilerine hitap eden bir hikaye haline gelen Hobbit'i beyazperdede izlememek için hiçbir neden yok. Herkese gönül rahatlığıyla filme gitmelerini tavsiye ediyor, fırsat bulunursa IMAX'te izlenmesini öneriyorum.

Elveda Middle Earth.

İyi seyirler...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder