Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

13 Haziran 2014 Cuma

yarının sınırında tıkanan adamın mücadelesi: edge of tomorrow

Zamanda yolculuk gibi herkesin hayali olan konuları işlemesini bilen Hollywood'un son numarası Edge of Tomorrow geçen hafta vizyona girdi. Bunu bir de uzaylı istilasıyla birleştiren film izlenmeye değerdir diye düşüneceğimizi biliyorlar tabi. Yani bu Hollywood bir seyirci cambazı. Başrolde bir tane yıldız olsun, yan rollerde kendini başka filmlerde ispatlamış isimler olsun, efektlerle doldurup araya birkaç kere güldürücü sahneler serpiştirdin mi izleyicinin parasını hak ediyorsun. Zaten bizler bir filmden başka ne bekliyoruz ki?




Hiroshi Sakurazaka'nın romanı All You Need'in haklarını satın alan Warner Bros, yönetmenliğe de Doug Liman'ı getirmişti. Başroldeki yıldız Tom Cruise, ona eşlik eden bayan oyuncu kontenjanını ise Emily Blunt dolduruyor. Tom Cruise zamanında çokça eleştirişi almış bir isimdir, ancak ben onun ismini gördüğüm filmleri fragmanını bile görmeden izlenebilir diye düşünürüm. Çünkü seçicidir. Buna güvenerek bu filmi de izledik nihayetinde.



"Yakın gelecekte dünyayı ele geçiren Mimics adlı uzaylı birliği, birçok büyük şehri yok eder ve milyonlarca insanı ölümün eşiğinde bekletir. Dünyada hiçbir ordu, onların hızına, silahlarının gücüne ve de en önemlisi telepati yoluyla emir verme ve uygulama güçlerine ulaşamaz. Artık dünyadaki tüm ordular bu uzaylı sürüsüne karşı güçlerini birleştirmek durumundadır ve bu güç birliği dışında ikinci bir şansları yoktur. Subay Bill Cage daha önce bu savaşlardan hiçbirine katılmamış tecrübesiz bir askerdir ve atıldığı yeni görevi onun için bir nevi intihar anlamına gelmektedir. Beklenen olur; Cage dakikalar içerisinde öldürülür... Fakat bu bir sonu değil, yeni bir başlangıcı doğurur. Cage, sıradışı bir şekilde cehennem gibi bir günde uyanır, kendini kırılması zor bir döngünün içerisinde bulur. Buna göre her seferinde ölüp sonrasında yeniden dirilip aynı savaşı bir kez daha tekrarlamak zorundadır. Her geri dönüşünde daha güçlü, daha zeki ve Mimics'lerle daha kolay başa çıkabilir hale gelse de kendine verilen iş dünyanın en zorlu görevidir.
Başrollerini Tom Cruise, Emily Blunt ve Charlotte Riley 'nin paylaştığı filmin yönetmenliğini Doug Liman üstleniyor."




Yakın gelecekte uzaylılar dünyaya saldırmış, Mimic denilen askerleriyle dünyanın bazı önemli şehirlerini ele geçirmiştir. Dünya ülkeleri birlik olup karşılık vermeye çalışmaktadır. Bu Mimic'ler insanlardan katça hızlı hareket yeteneğine ve bazı farklı özelliklere sahip olduğundan, insanlar yeni silahlar üreterek ayakta durmaya çalışmakta.

Amerikalı subay Cage aslında hiç savaşmamış, ordunun sadece medyadaki yüzü diyebileceğimiz biriyken, bir generale kafa tutması yüzünden kendini cephede bir er olarak bulur. Eğitim için yeterli zamanı olmadığından savaşın ilk günü beklendiği üzere ölür. Ancak bu onun ilk ölüşü olmayacaktır. Aynı günü tekrar yaşayarak bir türlü yarına çıkamayan kahramanımızın hem insanları kırmasına ramak kalmış uzaylılara karşı zafer kazanmaya yardım etmesi hem de kendi sorununu çözmesi gerekecektir.

Görsel efektler yeterli denilebilecek düzeyde. Bu film de yine kendine has bir takım silahlar ve teknolojik düşmanlar tasarlamış. Zaten bu da kendinizi sanki bir bilgisayar oyunundaymış gibi hissettirmeye neden olan etmenlerden. Ancak en önemli etmen, sınırsız canınızın olması. Ölünce tekrar başlıyorsunuz.



Bu durum güldürü malzemesi de veriyor haliyle. Senaristler de bunu layıkıyla kullanabilmişler. Ancak, bir şekilde aynı sahneyi birkaç kez görmek bazı seyircileri sıkabilir. Dozu yeterli miydi yoksa aşırı mı diye düşündürmedi değil. Seyircinin düşündüğü başka konu da "Acaba aynı günü yaşasam, bir şeyleri değiştirme şansım olur muydu" sorusu. Şimdiki teknolojiyle bu soruya hiçbirimizin kesin cevap veremeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Filmin sonu hoşuma gitmedi. Zaten belli bir mantığa oturtulması zor olan bir konuyu işleyen bir filmin kendi mantığına uydurulamamış bir sonla bitmesi kendi adıma notunu kırıyor diyebilirim. Sonu dışında film keyifli zaman geçirilmesi adına olumlu not aldı benden. Şimdi Tom Cruise'un bir sonraki uzaylı temalı (bkz: War of the Worlds, Oblivion) filmini bekleyebiliriz.

Bilim kurgu ve aksiyon severlere tavsiye ederek yazıyı noktalıyorum.

İyi seyirler...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder