Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

25 Mart 2014 Salı

yoksun

           Bir eli klavyede, diğer eli farede, gözlerinin odak noktası ekrana çevrili; ayaklarında yirmi küsür yıllık bilinçsiz yorgunluğun göçebe etkisinden geçici kurtuluşuyla, çevresindekiler onun bir bilgisayar dosyasına beş metre ötedeki bilgin görünümlü nüktedan öğretmenin anlattıklarıyla paralel bir veri girişi ve sağlaması yaptığını düşünürken; aslında o, kalbinin belki sadece en zor anlarında başvurduğu kilitli ve açılması için bir anahtarın yetmediği, birkaç çilingir yetisinin bir araya gelmesiyle açılabilecek, sadece hür nefeslerini oraya koyup zor zamanlar için sakladığı dehlizinden Yaradan’a yakarıyordu, kulakları sağır eden bir sessizlikte.
          “Bakın sağ tarafa doğru hızlı parçalar diye bir menü var, sağa doğru gidiyoruz…”
          Bilgin hoca üstünkörü, sadece öğrenmesini istedikleri noktaları paylaşırken geleceğin meslektaşları olarak gördüğü, ancak pek çoğunun gözlerine baktığında bakışlarının duygudan ve hırstan yoksun oluşunda umudunu kaybettiği, gençliklerinde ve aldatılmış özgürlüklerinde kaybolmuş bireylere, sahici gelmeyen hal ve tavırlarıyla, her ne kadar yer yer laf dokundursa da adeta sistemin bir parçası olmakla gurur duyarcasına yazılı olmayan kurallarla belirlenmiş “eğitici olmayan öğretim” politikasının gerekliliklerini yerine getirmeye devam ederken, Berfu ve Jiyan aralarında kalan masayı oldukça sahiplenmiş görünen Demir’in “başka yerde olmak” ruh halini sanki fark etmiş de kendi haline bırakıp ona iyilik yaparak aynı zamanda kendilerine de iyilik yaptıklarını düşünüyorlardı. Aslında galiba bilgin hoca da bunun farkındaydı. Ama bilmediği bir şey vardı ki, o bütün sınıf tarafından kendi haline bırakılmıştı.

          “Tamam, diyorum.” diye anlattığı her ne ise kaldığı yerden devam ediyor bilgin.
          De hoca de.
          Bitmedi gitti şu ders.
          Ne işimize yarayacak bu bilgiler.
          Bu iç çekişler diğerleri tarafından işitilmeyen, zaten işitme duyusu yerine altıncı duyu olan sezi devreye girdiğinde etrafında olup bitenlerle alakadar her öğrenci tarafından elbette hissedilen sıkkınlık ve bıkkınlık belirtileri. Yalnızca bir tek eksik vardı, sürekli espri yapmaya çalışan bir çocuk. Evet, bu sınıfta böyle bir karakter yoktu. En buhran zamanlarda ortaya çıkacak ve bir kelime oyunuyla gönülleri fethedip dişlerin yeterince hava almasını sağlayacak kadar çeneleri ağızlardan çokça ayıran şiddette kahkahalara neden olacak bir tip.
          İşte sınıfın yoksun olduğu, en göze batan yalnızlık buydu…
          Ve Demir bu yoksunluğu fark etti…
          Ve…
          Ve…
          Bir espri patlatarak herkesi gülmekten kırıp geçird…

          Geçirdiğini hayal etti. Hayali çok güzeldi. Şimdi eyleme geçirme zamanıydı.
          Derken İşte tam zamanı diyerek ayağa fırladı ve bir espri patlattı.
          Kimse gülmedi. Bir gıdım bile.

4 yorum:

  1. Bu kadar uzun cümle görmedim hiç hayatımda. :)
    Ve çocuğa yazık olmuş o kadar düşünmüş bir de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ilk cümle sanırım uzadı gitti :) Çocuk güzel espri yaptı da sınıf anlamadı aslında :)

      Sil