Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

31 Aralık 2014 Çarşamba

tweet öykü 9

Yılbaşı arefesinde kendini kayıp hissediyordu. Hayallerini gerçekleştirmek için çok geçti, yeni yıla yeni hayaller kurmak için de.

yapasım var...

'Keşke' dedirtecek hatalar yapmaya bir son verip, 'İyi ki' dedirtecek doğrularla dolu bir hayat sürdüresim var...

the hobbit: the battle of the five armies ile orta dünya'ya beyazperdede veda


Orta Dünya hayranları için sevinç ve hüzün bir arada yaşatan bir dönem başladı Hobbit: Beş Ordunun Savaşı'nın vizyona girmesiyle. Sabırsızlıkla beklenen son filme kavuşmanın sevinci ve bu dünyanın beyazperdedeki son filmi olmasının getirdiği hüzün bir arada. Yönetmen Peter Jackson'ın Tolkien'in kurduğu bu fantastik evreni sinemaya son kez çekmiş olduğunu açıklamasıyla epey bir hayran üzülmüştir. Bana sorarsanız hayırlı bir karar almış Jackson. Kendisine sinema anlamında böylesine güzel işler çıkardığı için müteşekkiriz ama kitabı aktarışı anlamında gerek Yüzüklerin Efendisi gerekse de Hobbit üçlemelerinde getirdiği yorumlar sebebiyle bu evrenden elini eteğini çekmesi yerinde bir karar oldu. Kaldı ki bir önceki üçleme 11 12 sene önce çekilmesine rağmen çok daha gerçekçi ve emek harcanmış bir görüntüye sahipti. Belli ki yıllar Peter Jackson'ı tembelleştirmiş ve bolca son teknoloji bilgisayar efektleri kullanmaya itmiş. Bir önemli karakter dahil çoğu karakterin tamamen bilgisayar efekti olması, eskiden yapılan makyaj efektlerini arattı diyebilirim.

"The Hobbit üçlemesinin son bölümü olan üçüncü filmde, Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan ve Cüceler Bölüğü’nün maceraları sona eriyor. Ejderha Smaug ile karşı karşıya geldikten ve günahkar Hobbit Gollum'dan meşhur güç yüzüğünü aldıktan sonra sağ salim eve ulaşıncaya kadar Bilbo'yu halen daha onlarca yeni serüven bekliyor. Yurtlarına tekrar kavuşan Erebor Cüceleri, Ejderha Smaug'u Göl Kasabası'nın masum yerlileri üzerine saldıkları gerçeğiyle yüzleşmek zorundadırlar. Thorin Meşekalkan ise Arkentaşı'nı ararken önemli değerlerden ödün vermiştir. Thorin'e yardımcı olamayan Bilbo tehlikeli bir seçim yapmanın eşiğine gelir. Bu esnada Lord Sauron planladığı gizli Yalnız Dağ saldırısı için dört Ork bölüğü göndermiştir. Şimdi Cüce, Elf ve İnsanların önünde iki seçenek vardır: Ya birleşip birlikte savaşacaklar ya da hep beraber yok olacaklardır. Beş ordu toplanıp savaşa girmeye hazırlanırken Bilbo hem kendi hayatı hem de arkadaşlarını kurtarmak için savaşmak durumunda kalacaktır."


14 Kasım 2014 Cuma

yapasım var...

Tüm umutsuz çiftlere, aşkın her olumsuzluğu aşabilecek güce sahip olduğunu hatırlatasım var...

11 Kasım 2014 Salı

o replikler...


Ezel

"Birini çok sevdiğinizde size bin kere de yalan söylese yine herkesten çok ona inanmak istersiniz."

9 Kasım 2014 Pazar

interstellar ve insanoğlunun yıldızlararası yolculuğu

Yapıtlarıyla her zaman büyük ses getiren yönetmen Christopher Nolan'ın merakla beklenen Interstellar filmi bu Cuma vizyona girdi ve beklentilerimi büyük oranda karşıladı. Elbette beraberinde olumlu ve olumsuz eleştirileri de getirdi; uzay zaman paradoksları ve izafiyet teorisi gibi yaygın fizik kuramlarının filmde ele alınış biçimi olsun, konunun özgün olup olmayışı ve filmin süresi gibi konular tartışılıyor şu sıra.

"Teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmektedir; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktır. Onlarla yaşayan Büyükbaba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahiptir. Geçmişte bıraktığı biliminsanı kariyerini özleyen Cooper'un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkar ve ailesinin, dahası insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekir... 
Christopher Nolan'ın, Jonathan Nolan ile kaleme aldığı ve yönetmenliğini sırtladığı filmin yıldız oyunculardan oluşan oyuncu kadrosunda Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Matt Damon, Bill Irwin, John Lithgow ve Michael Caine gibi isimler yer alıyor. Bilimkurgunun yanı sıra dramatik öğeler de içeren filmin senaryosu Fizikçi Kip S. Thorne'nun evrendeki 'Solucan Delikleri' teorisinden ilham alıyor."






3 Kasım 2014 Pazartesi

eskilerden...

Virginia Woolf


"Hayata neyle başlarsan başla, sonunda gurur ve aptallık kalıyor elinde! Oysa neler istemiştik hayattan!"

1 Kasım 2014 Cumartesi

cumhuriyet ve hürriyet

Cumhuriyet cumhuriyet en güzel şey hürriyet!

Türkiye Cumhuriyeti'nin 91. yıldönümü kutlu olsun.

28 Ekim 1923 akşamı Mustafa Kemal arkadaşlarına şöyle demişti: "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz." Ve ertesi gün, kurtuluş mücadelesinin taçlanışı cumhuriyetin ilanıyla gerçekleşti.

Bir bütün olarak birlik içinde beraberce nice 91 senelere daha...



29 Ekim 1933 Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları



28 Ekim 2014 Salı

o replikler...


Palpatine

"Güç kazanan herkes, onu kaybetmekten korkar."

26 Ekim 2014 Pazar

yapasım var...

Tüm özlemleri tek kalemde nihayete erdiresim var...

23 Ekim 2014 Perşembe

eskilerden...

Konfüçyüs


"Doğrunun ne olduğunu görüyor fakat onu yapmakta başarısız oluyorsanız eksikliğiniz cesarettir."

22 Ekim 2014 Çarşamba

iyi yönetmen, güzel bir uyarlama: gone girl

Filmin gösterime girmesiyle birlikte kitabından haberim oldu ve şu ana kadar hiç yapmadığım ilginç bir harekette bulunup önce kitabını edinip okudum, sonrasında da sinemada izledim, sıcağı sıcağına. Çok da iyi oldu.



Yazar Gillian Flynn'in kaleme aldığı, sürükleyici, merak ettirici gayet iyi bir kitap olan Gone Girl'ü yönetmen David Fincher de seyir zevki veren bir şekilde sinemaya aktarmış.

6 Eylül 2014 Cumartesi

yapasım var...

Bütün üniversitelerin kapısına, kazanamayanların adını yazarak, mevcut öğrencilerin bundan ders alıp sahip olduklarına sıkıca tutunmasını sağlayasım var...

22 Ağustos 2014 Cuma

çanakkale'de antik bir kasaba: assos

Geçtiğimiz günlerde üç günlük bir boşluk bulup dinlenmek için bir yerlere kaçma fırsatımız oldu. Eğlenceden ziyade huzur bulabileceğimiz, sessiz bir kasabaydı ilk ölçütümüz. Kısa bir araştırmadan sonra Assos'ta karar kıldık ve yola koyulduk.

Bu antik kente adımımı ilk attığım anda doğru bir karar vermiş olduğumuzu anladım. Sıcaklık yüksek görünse de rahatsızlık vermiyor, Kadırga Koyundaki mavi bayraklı deniz suyuyla da mucizevi bir şekilde yorgunluğunuzu üzerinizden alıyor.

Kısaca antik kentin tarihinden bahsedecek olursak, tarih boyunca Yunan, Makedon ve Pers uygarlıklarınca yerleşim görmüş olup günümüzde halen çeşitli antik kalıntılara sahiptir Assos. Ayrıca Aziz Paul tarafından ziyaret edilen bir kent olmasıyla da Hristiyanlarca da kutsal kabul edilmektedir.





6 Ağustos 2014 Çarşamba

dünya savaşı

Tam 100 sene önce başlamıştı ilk dünya savaşı. 28 Temmuz 1914'te Avusturya'nın Belgrad'ı bombalamasıyla başlıyor savaş ve çocuk, yaşlı demeden nice insan kaybediliyor dört yıl boyunca. Nedenleri, tarafları ölçüp tarttık yıllar boyunca, ta ilkokuldan öğrenmeye başladık bu korkunç savaşın detaylarını. Savaşlar sanki bizlere hep cazip mi gösterildi ne. İnsanların ölümü, toplumların yitişi, medeniyetlerin çöküşü, dengelerin sarsılışı yani duygusal yönü diyelim, nedense pek işlenmiyor Tarih derslerinde.





31 Temmuz 2014 Perşembe

tweet öykü 8

Umut, dedi adam, ipin ucuna sıkıca sarılıp bırakmamaktır. Evet, dedi kadın, ta ki diğer ucunun karanlığa düştüğünü görene kadar.

29 Temmuz 2014 Salı

ramazan bayramı kutlu olsun

Bayrama dair eskide kalmış ne varsa, yediğimiz çikolataların içine gizlenmiş ve kaloriden arınmış bir şekilde ruhumuza bulaşması dileğiyle...

22 Temmuz 2014 Salı

yalnız çocuk

Savaş çığlıkları mı gür yoksa kana susamış yıkımlar
Ve sağanak bombardımanların gürültüsü mü?
Kimsesiz feryatlar ölüm saçan makineler arasında kaybolmuş
Elinde kan kırmızısı çikolatası ucuz bir sedyeye uzanmış çocuk
Gazzeli olmanın şehadetine eriyor
Ellerini tutup and içsem;
Sen bekle Eymen Kapısında
Ödeyecekler namussuz işgallerin bedelini desem,

19 Temmuz 2014 Cumartesi

o replikler...


Forrest Gump

"Ben zeki bir adam değilim ama aşkın ne olduğunu biliyorum."

15 Temmuz 2014 Salı

yapasım var...

İnsanın sevdikleriyle yapmak istediklerini erteleyemeyeceği bir düzenek kurup, karşılarına çıkacak tüm engelleri engelleyesim var...

27 Haziran 2014 Cuma

iki damla

Birkaç damla yaz yağmuru
Dökülüyor ansızın sabahın üstüne,
Dağılıyor her şey her bir yere
Nefes nefese,
Sanma ki bu yağmur
Saklıyor göz yaşlarını
Gizliyor ter içindeki şakaklarını,
Sanma ki şiirler söylenmeyecek artık,
O mektup ıslansa da
Ne yazdığını bilmiyor musun sanki,
Terk edilmekse terk edildin
Yalnızlıksa yalnızlık,
Yaşamak da gökten gelmedi mi,
Delip geçmeyecek mi dolu dolu hayatlar
Bu amansız yağmurları,
Dayanılmaz gelir elbet en başında
Tanışacaksın bir gün yağmurlarınla
Alışacaksın

23 Haziran 2014 Pazartesi

tweet öykü 7

Gerçek ve hayal arasında gizli bir uyum vardı; kim olduğu ve kim olmadığı arasında. Artık zamanla, aradaki farkı ayırt edemiyordu.

19 Haziran 2014 Perşembe

harikulade bir bitki müzesi: atatürk arboretumu


Son final sınavından çıkar çıkmaz sınıftan birkaç dostla yapılabilecek en güzel gezilerden birini gerçekleştirdik dün. İstanbul'un sınırlı bitki müzelerinden Atatürk Arboretumu'nu ziyaret ettik. İsminin telaffuzu zor, ancak biraz gezdikten sonra, yani tadına bir kere varınca oradan çıkması da zor.


13 Haziran 2014 Cuma

yarının sınırında tıkanan adamın mücadelesi: edge of tomorrow

Zamanda yolculuk gibi herkesin hayali olan konuları işlemesini bilen Hollywood'un son numarası Edge of Tomorrow geçen hafta vizyona girdi. Bunu bir de uzaylı istilasıyla birleştiren film izlenmeye değerdir diye düşüneceğimizi biliyorlar tabi. Yani bu Hollywood bir seyirci cambazı. Başrolde bir tane yıldız olsun, yan rollerde kendini başka filmlerde ispatlamış isimler olsun, efektlerle doldurup araya birkaç kere güldürücü sahneler serpiştirdin mi izleyicinin parasını hak ediyorsun. Zaten bizler bir filmden başka ne bekliyoruz ki?



12 Haziran 2014 Perşembe

eskilerden...

Nelson Rolihlahla Mandela



"Hayattaki en büyük zafer hiçbir zaman düşmemekte değil, her düştüğünde ayağa kalkmakta yatar."

8 Haziran 2014 Pazar

geçmiş ve geleceğin kurtarıcısı mutantlar


Uzun zamandır olumlu düşünceler içerisinde beklediğim X-Men: Days of Future Past filmini nihayet beyaz perdede görebildik. Dürüst olmak gerekirse bazı çekincelerim de vardı. Ancak her şeye rağmen izlenmesi gereken bir film olarak önümde duruyordu.

"Mutantlar soylarının tükenmemesi için zamanda yolculuk yapmak zorundadır zira gelecekte kamplara hapsedilmiş durumdadırlar. Sentinel'ler tarafından avlanıp öldürüldükleri için de nesilleri tükenmenin eşiğine gelmiştir. Mutantların soyunu kurtarabilmek için iki ezeli düşman Magneto ve Charles Xavier güçlerini birleştirirler. Planları Sentinel'lerin yarattığı vahşeti durdurmak üzerine kuruludur. Wolverine (Hugh Jackman), kendi kendini iyileştirebildiği için zamanda yolculuğun onda yol açabileceği yan etkiler yok olacaktır. Bu yüzden Wolverine'i Kitty Pryde'ın da yardımıyla geçmişe gönderirler. Trask Industries'in deneyler sonucu ürettiği Sentinel'lerin yapım aşamasına engel olacaklardır. Acaba bu konuda başarılı olabilecekler midir?"

4 Haziran 2014 Çarşamba

"siz hiç..?" 'mim'i

Mim'den bahsetmeden önce sevgili kahve telvesi'ne beni de bu son derece ilginç konuda 'mim'lediği için teşekkür etmek isterim. Sağolsun, bizi de düşünmüş.

Konusuna gelince, "Siz hiç" ile başlayan soru soruyorsunuz ve cevabını vermiyorsunuz. Ne hakkında sorulacağı size kalmış. Hangi konuda sormak isterseniz artık. Ben de birkaç soru sorup değerli blog arkadaşlarımı ve okuyucuları da bu 'mim'e davet ediyorum.

- Siz hiç hayali bir karakter olabileceğinizi düşündünüz mü?

- Siz hiç çaya peynir ve ekmek doğrayıp yediniz mi?

- Siz hiç ayran ile soğuk çayı karıştırıp içtiniz mi peki?



2 Haziran 2014 Pazartesi

yapasım var...

Yanlış zamanda yanlış yerde olmayı sevenlere, onlara ihtiyaç duyulduğunda sevdiklerinin yanında olma alışkanlığı kazandırasım var...

31 Mayıs 2014 Cumartesi

momo ile çocukluğa dönüş

Zaman elimizden kayıp giderken neleri kaçırdığımızı, o zamanı nelerle heba ettiğimizi hiç düşünüyor muyuz? Hadi zamanı elimizde tutamadık, peki çevremizdekileri tutabiliyor muyuz? Onları dinliyor muyuz, yoksa hep biz mi konuşuyoruz?

Her ne kadar çocuklara yönelik gibi görünse de Michael Ende'nin Momo'su aslında her yaşa hitap ediyor. İçinizdeki çocuğa bir kulak vermek isterseniz gelin siz de benim gibi bu yolculuğa yelken açın. Başlarken ben de bu kitabı okumama vesile olan arkadaşımı selamlıyorum. Bana hediye ederken sarf ettiği cümleyi ben de size söyleyeyim: "Çocuk kitabı gibi duruyor ancak okudukça aslında yetişkinlere hitap ettiğini anlıyorsun."


Öncelikle yazardan söz edecek olursak, tam adıyla Michael Andreas Helmuth Ende fantastik çocuk kitapları yazan Alman bir yazardır. En bilinen eseri Bitmeyecek Öykü ile milyonlarca çocuğa ulaşmış bir yazar. Nazi dönemine denk gelmiş, savaş görmüş bir çocukluk...

1929 doğumlu Ende'nin babasının işi Nazi Partisi tarafından 1936'da yasaklanıyor. Bu nedenle babası gizli çalışmak zorunda kalıyor. İlk hava saldırısı Münih'te gerçekleştiğinde ise 12 yaşında. 16 yaşında askere çağrılıyor. Askerden sonra bir drama okuluna yazılınca kısa öyküler yazma fırsatı da buluyor ve yazın hayatı başlıyor. 64 yaşında Stuttgart'ta mide kanseri nedeniyle hayata veda ediyor.

29 Mayıs 2014 Perşembe

o replikler...


Özgür

"Bir çerçeve gibidir hayat. Bazen dışına çıkamayacağın anlar olur; ama önemli olan o çerçeveye koyduğumuz resimdir."

beklentimin altında bir örümcek adam 2: the amazing spider-man 2

Soma acımız nedeniyle bir müddet yazılara ara vermiştim. Hepimizin yüreği dağlandı. Acımız dindi mi? Hayır. Ancak bir şekilde yaşam sürüyor, varlığımız hayatın zorunluluklarının ve zevklerinin rüzgarlarına kapıldı bile. Bir ay kadar önce izlediğim The Amazing Spider-Man 2 de taslaklarda durduğu yerden blog sayfalarına yolcu edilse gerek.

Bir başka Marvel filmi daha. En eğlenceli kahramanlardan Spider-Man bir önceki filmin de yönetmeni Marc Webb'in elinden tekrar podyuma çıktı. Biz de perdenin karşısındaki yerimizi aldık.





19 Mayıs 2014 Pazartesi

yapasım var...

Bu dünyadaki en büyük suçun masumiyet oluşunu değiştiresim var...

15 Mayıs 2014 Perşembe

dualarımız soma'daki kardeşlerimizle


Soma'daki kömür ocağında meydana gelen patlama nedeniyle tüm ülke olarak kan ağlıyoruz. Canlarını yitirenlerin dışında daha da fazla işçi kardeşimiz şu anda kurtarılmayı bekliyor. Hepsinin sağ salim kurtarılması hepimizin temennisi.


Bu ülkede sürekli maden işçilerinin başına gelenler ortada. Bunu bile bile insanlarımız bu işi yapıyorlarsa nasıl bir çaresizlik içinde yaşadıklarını varın siz düşünün. Türkiye'nin gerçeği televizyonda, facebook'ta gördüğümüz hayat değil, işte bu. Bu insanların yaşadığı hayatları çoğumuz tahmin bile edemeyiz. Yitirdiğimiz canlar umarım son olsun. İnsan canı bu kadar ucuz olmamalı. Ve de kader sorumluluğu ortadan kaldırmamalı.

11 Mayıs 2014 Pazar

anneler ve çocukları

Hayatım boyunca bütün duyguları tadacağıma inanıyorum. Ancak yalnızca tek bir şey hep eksik kalacak; anne olmak. Bu ayrıcalık sadece kadınlara bahşedilmiş. Bakın kadınlar da babalığı tadamayacak diye düşünmeyin, kadın yeri geldi mi baba olur. Erkek de anne kaybedilirse anne olmaya çalışır elinden geldiğince elbet, peki o dokuz aylık birlikteliği gerçekleştirebilir mi...

İşte annelik güdüsü o dönemde oluşmaya başlıyor kadında. Ve bir erkek olarak ben asla bu duyguyu tadamayacağım için kadınları kıskanıyorum. Özellikle annemi. Kader ona babalığı da nasip etti gençliğinde.

Biz çocuklar her şeysiz yaparız da annelerimizsiz yapamayız asla. Bir anım var ki hiç unutmam; üç yaşındayım, bir sabah uyanıyorum; annem yok. Kız kardeşim evde emekliyerek dolanıyor, ben ve o; başka kimse yok. Evin her köşesine baktım onu bulabilmek için. Tecrübeyle sabit, çok kere beni kandırmışlığı vardır o yıllarda. Ya bir kapının arkasına ya da dolabın köşesine bir yere siner, benim çaresizce onu arayışımı izlerdi. Belki de genç yaşta anne olmasından, beni bir arkadaşmışçasına büyüttü böyle. İşte yine baktım tüm köşelere, yok. Hiçbir yerden çıkmıyor. Ömrümde hatırlayabildiğim kadarıyla hüngür hüngür ağladığım tek an bu. Kız kardeşim de öyle bana bakıyor melül melül. Sonra salondaki masaya bırakılmış iki tane pastahane poğaçası buluyorum. Yemiyorum, kardeşime sormak da aklıma gelmiyor. Kapımız da kilitlenmiş, dışarı çıkmak yok.

6 Mayıs 2014 Salı

marvel'in kaptanı

Süper Kahramanların iki büyük evreninden biri olan Marvel'in beyazperdede DC Comics'e göre daha aktif olduğu aşikar. Marvel kahramanlarının kaptanı Captain America'nın ikinci filmi Winter Soldier ilk film First Avenger'a göre kat kat iyi bir çalışma olmuş.



"Kaptan Amerika: İlk Yenilmez" seyircileri Marvel çizgi evrenin ilk yıllarına götürmüştü. Yenilmez kahramanımız günümüzde geçen bir devam filmiyle geri dönüyor. Steve Rogers, Nick Fury ve gizli SHIELD örgütü ile işbirliğini koruyarak modern dünyaya ayak uydurmaya çalışıyor. Devam filminde öykü bu sefer sosyalist dönem Rusya'sına uzanıyor. SSCB döneminde özel kuvvetler içerisinde yetiştirilen ve Winter Soldier (Kış Askeri) adı verilen bir adam aslında tam bir ölüm makinasıdır. Rusya tarafından donmuş bir gölde bulunur ve önüne çıkan her şeyi yerle bir etmeye kararlıdır. 
Kaptan Amerika yanına Falcon'u ve Kara Dul'u da alarak güç birliği yapar ve soğuk diyarlardan gelen bu düşmana karşı büyük bir mücadeleye girer. 
Kaptan Amerika'nın devam filminde başrol Chris Evans'ın yanı sıra kadroda Neal McDonough, Anthony Mackie, Sebastian Stan, Frank Grillo, Samuel L. Jackson ve Scarlett Johansson gibi yine renkli isimler kaşımıza çıkacak."


13 Nisan 2014 Pazar

eskilerden...

Alfred de Vigny
 


 
"Hiçbir insana rastlamadım ki, onda öğrenilecek bir şey olmasın."

4 Nisan 2014 Cuma

yapasım var...

Tüm karanlık ve yozlaşmış düşünceleri yutacak büyük bir kara delik kazasım var...

29 Mart 2014 Cumartesi

aynı ülkenin çocukları

Hepimiz aynı ülkenin evlatlarıyız.

Nasıl ki bir ailede iki farklı karakterde, yetenekte evlatlar olabiliyorsa, bir ülkede de bambaşka karakterler, fikirler, farklı insan ve vatan sevgileri olması çok normaldir. Eğer bizler bu başkalıklarımızı kabullenip, birbirimizi karşılık beklemeden seversek, saygı duyarsak, en azından kalp kırmayacak şekilde eleştirilerimizi yaparsak, ne çocuklarımız ölür ne de insanlığımız.

Türkiye'de yaşayan bambaşka kökenlerin, inançların, anlayışların, varlığı kavga nedeni değil zenginliktir. Türk ve Kürt'ün birbirinden, tüm Anadolu halklarının birbirinden, Müslüman'ın ve Gayrimüslim'in birbirinden, tüm inanışların birbirinden, en basiti bir komşunun diğerinden beklentisi tatlı ve samimi bir güler yüzdür be. Arkasından kuyusunu kazmamaktır, sırf farklı diye tepki almamak, kabullenme ve dost olabilme isteğidir en masum beklenti içinde. Bu böyle olsa kimse daha uç noktalara ayrışmaz, daha uç isteklerde bulunmaz zaten.

Hepimizin isteği bir şekilde edindiğimiz bu hayatı sevdiklerimizle mutlu ve sağlıklı geçirmek değil mi? Bunu birbirimize bizler sunabilsek neden fazlasını isteyelim.

Yarının ülkemizde bir demokrasi şöleni olduğunu, savunduğunuz görüş kazansa da kaybetse de kimsenin bir yere gitmediğini yine bu ülkede birlikte yaşayacağımızı hatırlayarak birbirimizi kırmamamız ve en hayırlısının yönetimde iş başına gelmesi dileğiyle. Bizler insan olmanın verdiği sorumlulukları bilip sevgiyi ve saygıyı unutmazsak bizi yönetenler de hakkıyla yönetmek durumunda kalır.

Bizi sevmeye devam edin.

25 Mart 2014 Salı

yoksun

           Bir eli klavyede, diğer eli farede, gözlerinin odak noktası ekrana çevrili; ayaklarında yirmi küsür yıllık bilinçsiz yorgunluğun göçebe etkisinden geçici kurtuluşuyla, çevresindekiler onun bir bilgisayar dosyasına beş metre ötedeki bilgin görünümlü nüktedan öğretmenin anlattıklarıyla paralel bir veri girişi ve sağlaması yaptığını düşünürken; aslında o, kalbinin belki sadece en zor anlarında başvurduğu kilitli ve açılması için bir anahtarın yetmediği, birkaç çilingir yetisinin bir araya gelmesiyle açılabilecek, sadece hür nefeslerini oraya koyup zor zamanlar için sakladığı dehlizinden Yaradan’a yakarıyordu, kulakları sağır eden bir sessizlikte.
          “Bakın sağ tarafa doğru hızlı parçalar diye bir menü var, sağa doğru gidiyoruz…”
          Bilgin hoca üstünkörü, sadece öğrenmesini istedikleri noktaları paylaşırken geleceğin meslektaşları olarak gördüğü, ancak pek çoğunun gözlerine baktığında bakışlarının duygudan ve hırstan yoksun oluşunda umudunu kaybettiği, gençliklerinde ve aldatılmış özgürlüklerinde kaybolmuş bireylere, sahici gelmeyen hal ve tavırlarıyla, her ne kadar yer yer laf dokundursa da adeta sistemin bir parçası olmakla gurur duyarcasına yazılı olmayan kurallarla belirlenmiş “eğitici olmayan öğretim” politikasının gerekliliklerini yerine getirmeye devam ederken, Berfu ve Jiyan aralarında kalan masayı oldukça sahiplenmiş görünen Demir’in “başka yerde olmak” ruh halini sanki fark etmiş de kendi haline bırakıp ona iyilik yaparak aynı zamanda kendilerine de iyilik yaptıklarını düşünüyorlardı. Aslında galiba bilgin hoca da bunun farkındaydı. Ama bilmediği bir şey vardı ki, o bütün sınıf tarafından kendi haline bırakılmıştı.

15 Mart 2014 Cumartesi

yapasım var...

Genetik biliminde çığır açıp, farklı düşünmenin düşmanlık oluşturmadığını insan DNA'sına kodlayasım var...

6 Mart 2014 Perşembe

o replikler...


Apti

"Parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği."

26 Şubat 2014 Çarşamba

'haiku'lar

Japon şiir sanatının üç mısralı şiir türü olan haiku'ları ben de deniyorum zaman zaman. Tabi aslında Japonlar 5-7-5 kuralıyla yazarlar. Bizde ise kuralsız da yazılabilmekte. Bazı örneklerimi sayfada da paylaşmaya başlıyorum artık.

...

Göğün az ötesinde
Batıyor güneş
Cehenneme el sallarken

24 Şubat 2014 Pazartesi

tweet öykü 6

Adam onu sevdiğini söylüyordu. Kadın ise o konuşurken tüm yıldızları çantasına koyup onu en karanlık geceye terk etmek üzereydi.

21 Şubat 2014 Cuma

eyvah eyvah 3

Eyvah Eyvah'ın ilk iki filmini izlemeyen biri olarak filmlerin nasıl bir atmosfere sahip olduğu ve gerçekten de kaliteli bir komedi yapımı mı olduğunu hep merak etmişimdir. Sonunda Eyvah Eyvah 3 çıkınca müsait bir zaman bulundu ve filme gidildi.


Ülkemizde en çok izlenen filmler şüphesiz komedi filmleri olmuştur. İçlerinden bazıları gişede çok büyük rakamlar yakalasa bile benim ilgimi çekmemişti. Ancak Ata Demirer ve Demet Akbağ isimleri Eyvah Eyvah'ın benim için umut vaat eden bir yapım olmasını sağlıyordu. Düğün Dernek beklemediğim bir yükseklikte izleyici sayısına ulaşınca Eyvah Eyvah 3'ün de ne yapacağını merak ediyordum açıkçası. İlk iki filmi sinemada izleyememek şanssızlığım oldu, üçüncü film ise genel anlamda keyifli ve izlenebilir bir film izlenimi oluştursa da çok daha eğlenceli bir yapım beklediğimi söylemeden edemeyeceğim.


"Hüseyin Badem, babasını bulduktan sonra hayatının aşkı Müjgan'la da nihayet evlenmiştir. Mutlulukları Müjgan'ın hamilelik haberiyle bir kat daha artmıştır. Ancak çiftin hayatı maddi zorluklarla mücadele etmekle geçmektedir. Hüseyin daha fazla para kazanabilmek için geceleri yörenin en izbe mekanlarında bile klarnetini çalmaya devam etmektedir.
Bu sırada Hüseyin'in yol arkadaşı olan Firuzan, artık ünlü bir şarkıcı olmuş, şöhret basamaklarını çıkmaya başlamıştır. Yakın dost olan ikilinin yolları ayrılıp başka hayatlar yaşıyor olsalar da ortak bir noktada buluşurlar: İkisi de hayatlarında önemli durumları tecrübe edecekleri bir dönemden geçmektedirler. Serinin önceki filmlerinden tanıdığımız renkli karakterleriyle, macera Geyikli'de yine ve yeniden devam ediyor. Filmin yönetmenliğini Hakan Algül üstlenirken, başrollerde yine Ata Demirer, Özge Bozok ve Demet Akbağ yer alıyor. Bu filmin sürpriz konu sanatçıları arasındaysa Cengiz Bozkurt, Serra Yılmaz ve Teoman Kumbaracıbaşı gibi isimler var."

18 Şubat 2014 Salı

akşam kaçağı

Akşam
Usanmaz bir çocuk gibi
Sarıldı yıldızlara
Kahkahaları
Şimdi gündüz olan galaksilere uzanmış
Yankı yapıyor
Bir gezegenden diğerine

Ceplerim
Yağmurla dolmuş
Kulaklığımda tatminsiz bir melodi
Hangi radyodaydı o aşk şarkısı
Bulamamışım

Ay
Dede misyonundan sıkılmış
Çocuksu bir yüz takınmış dolunayına

Saçlarım
Sensizlikle uzamış
Hangi şehirdeydi o aşk kamçısını tutan
Kırbacından
Kaçamamışım

13 Şubat 2014 Perşembe

çiçekler büyür - emine ışınsu

Tüm dünya görüşlerini bir kenara bırakırsak, Emine Işınsu'nun yazarlığını ve romanlarındaki anlatımını beğenmemek mümkün değil. Bir kitapsever olarak ben hiçbir yazar ayırmam, ayırt edenleri de anlamam, nitekim fikirleriniz hangi yönde olursa olsun Çiçekler Büyür'ü okumanızı tavsiye ederim diyerek söze başlayayım.

"1976'lardan bu yana, Bulgaristan'da yaşayan millettaşlarımıza, Bulgar Hükûmetleri'nin uyguladığı, insanlık utancı politikalar ve kanlı baskılar... İlay, bir küçük kadın, bunlara nasıl karşı koyabilir?.. Gerçi tabancasında tek kurşun kalmıştır ama, silahı kendisine çevirmek, İlay'ın karakterine çok ters bir tutumdur. Oysa, bedenler, beyinler ve sevdalar, bu toprağa gübre olabilir, iş ki çiçekler, her yıl yeniden büyüyebilsin..."

Tanıtımında da bahsedildiği gibi, hikâye Bulgaristan'da geçiyor ve bölgedeki Türk vatandaşların yaşam mücadelesini anlatıyor. Baş karakter İlay, her ne kadar anne babasından yeterli sevgi görmemiş olsa da dedesinin de etkisiyle kendi köklerine bağlı yetişmiş zeki bir kız. Kitapta kendi ve çevresindekilerin hayatına İlay'ın ağzından dahil oluyoruz.

eskilerden...

Wolfgang Amadeus Mozart


"Ne üstün zekâ, ne halay gücü ne de ikisi beraber, bir dâhi yapmaya yeter. Sevgi, sevgi, sevgi... İşte bu dehanın ta kendisidir."

4 Şubat 2014 Salı

yapasım var...

Karanlığın gitmesi için güneşin doğmasını bekleyenlere tek ışık kaynağının o olmadığını öğretesim var..

3 Şubat 2014 Pazartesi

david hewson - ölüm zamanı

Okul tatile girdi mi fırsattan istifade kitaplara daha fazla ağırlık veriyor, okumayı sıklaştırıyorum. Bu bir aylık süreçte birkaç kitap okuma imkanı buldum, halen de devam ediyorum; ne çok birikmiş okunacaklar listesi.


Okuduğum bu kitaplardan birisi de David Hewson'ın Ölüm Zamanı kitabıydı. Tüm kitapseverler gibi tür ayırmadan okumaya çalışan biri olarak zaman zaman polisiye-gerilime de ağırlık veririm. Aslında kitap listemde yoktu, ancak kitapçıda gözüme çarptı ve rafta kalmasına gönlüm el vermedi.

"Sara Farnese sessiz Vatikan okuma odasında eski zamanlar hakkındaki yazılar üzerinde çalışırken, kilisenin yakınında vahşi bir cinayet işlenmişti. Ardından, delirmiş bir adam kanlı bir çanta ile Vatikan'a vardı ve aniden Sara'nın masasına doğru yürüdü. Sara'ya göstermek istediği şeyler vardı...

Çok geçmeden Sara, her biri bir Hristiyan şehidinin ölümünü sembolize eden korkunç ve kurnaz bir cinayetler serisine içinden çıkamayacağı bir şekilde dahil olmuştur. 

Dedektifler Costa ve Rossi, katilin izini sürüp yakalamak için yardım etmek ve Sara'yı, karşılaşması muhtemel olan korkunç sondan korumak için olaya dahil olmuşlardı."


29 Ocak 2014 Çarşamba

bir anlatabilsem

O cesaretimi gölgelere asan korkularım
Dişlerini çekse dilimden
Adını anmaktan hiç çekinmesem
Kalbimi kurtarsam zorba kelepçelerden
Seni konuşsam herkesle
Söyleyebilsem seni
Gazap ateşlerine,
Acı yağmurlarına,
Keder güllerine,
Bütün insanlara
Ve korkaklara;
Gerçekten gerisin geriye kaçan,
Sevdamı sükût renkli bir şiirden
Çekip çıkarsam
Tutabilsem elini
Hiç mi hiç bırakmasam
Kendimi artık kabahatli gibi
Sevda suçunu işlemiş
Bir kaçak gibi görmeyeceğim

25 Ocak 2014 Cumartesi

tweet öykü 5

Biriktirdiği paralar yeterliydi.
Hayalindeki göz muayenehanesini açacak ve gözünün önündekini göremeyenleri tedavi edebilecekti.

23 Ocak 2014 Perşembe

o replikler...


Sara Deever

"Anlamıyor musun? Böyle hatırlanacağımı bilirsem, her şeye göğüs gerebilirim, her şeye. Nelson, sen benim ölümsüzlüğümsün."


12 Ocak 2014 Pazar

yapasım var...

Bazı insanların çocukluğuna gidip, orada unuttukları gülmeyi onlara geri getiresim var...