Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

29 Ekim 2013 Salı

cumhuriyeti kutlamak


Henüz cumhuriyeti, işgalci ülkelere karşı kazanılan zaferi nasıl kutlamamız gerektiğini bilmiyoruz. Devletin resmi törenleri, kamu ve özel kuruluşların kutlama mesajları ve okullarda yapılan anma ve kutlama törenleri ile kutlama değil geçiştirme bizim yaptığımız aslında. Bu maalesef kendimi bildim bileli böyle ve gördüğüm kadarıyla benden çok önceden beridir süregelen bir gelenek. Az sayıda da olsa bazı yerlerde iyi niyetle yapılan temsili canlandırmalar var, fakat ne yazık ki sönük geçiyorlar. Cumhuriyet mitingleri ve yürüyüşlerin gerçek bir kutlama olduğunu da söyleyemeyeceğim. Elle tutulur tek etkinlikler konserler olarak kalıyor ki pek etkili değil. Bir ülkenin bağımsızlık günü basitçe geçiştirilmemeli. Diğer ülkelere baktığınızda, mesela Amerika'nın 4 Temmuz kutlamalarının ne kadar şaşalı ve hakkını teslim eder nitelikte olduğunu yorumlayabilirsiniz ki bana göre bu da yeterli değil. Sanırım bu da benim mevcutla yetinmeyip daha iyisini bekleyen yapımla alakalı bir durum. Geçtiğimiz yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi de boğazda hava fişek gösterileriyle bir gelişme gösterme çabasında idi. Bunun pek de üzerine çıkılamayacak gibi bir görüntü var. Ancak kutlamaları layıkıyla yapmanın yolu masraflı gösteriler değil.

27 Ekim 2013 Pazar

kayboluş

Öksürük, kupkuru, sanki veremli gibi. Ayazın kıyısında kaybolmuştu gözleri. Yok olmaya yüz tutmuş bir titreşim ses tellerinden bu şekilde salınmaya karar verilmiş, kelimeler, cümleler kurmak yerine; öksürmek, öylece öksürmek... Verilen tek cevaptı bu. Ardına bakmadan gitmek.

Birazdan kar yağacaktı. Bunu bilmek için meteorolog olmasına gerek yoktu. Bir daha asla onu görmeyecekti. Bunu bilmek için onu tanımasına gerek yoktu. Yılgın, nemli bir çift kısık göz, son kez karşı karşıya geldiğini açıkça anlatıyordu. O son bakış, düş kırıklığı ve tükenmişlikle doluydu. Asıl canını okuyansa, o gözlerdeki, o son, o gitmeden önceki en son anda yakalanan 'bunun olacağı belliydi' ifadesi. Önceden biliyordu, yanılmamıştı. Sevdiği kadını yanıltmamıştı. Bu, hayatının herhangi bir zamanında, en iyi gününde bile, anında karşısına gözünün önüne gelip onu kahredecek türden bir şeydi. Geçmişe, birkaç dakika öncesine dönüp bunu değiştirmek için nelerini vermezdi. Ancak vahim olan şuydu ki, ne yaptığını ve ne yapmaması gerektiğini bilmiyordu.

19 Ekim 2013 Cumartesi

eskilerden...

Johan Wolgang von Goethe


"Aşkım için her şeyden vazgeçerim, fakat özgürlüğüm için aşkımdan da vazgeçerim."

17 Ekim 2013 Perşembe

bayramı zamana kurban etmek

Öncelikle tüm İslam aleminin ve bayramı aynı coğrafyada Müslümanlarla paylaşan insanların Kurban Bayramını tüm kalbimle kutlarım. Bu bayramın, birlik ve beraberliğin coştuğu, farklılıkların kabul edilip anlaşmazlıkların önüne sevgiyle geçildiği ve dayanışmanın taraf gözetmediği günlerin başlangıcı olması dileğiyle...

"Nerede o eski bayramlar" sancısı aslında yanlış yere bayramın üzerinde konumlanıyor. Halbuki şöyle bir düşününce, aslında temelde bayram üzerine konuşlanmış bir sorunun dile getirilmesi olmamalı. Bu aslında "Nerede o eski zamanlar" sorusuna dönüşmeli.

Bayramlardan insanların beklentisi nedir? Ailelerin bir araya gelmesi, sevgiyi ve yaşamlarını paylaşması, çocuklara her zamankinden fazla ilgi gösterilmesi, el öptürülüp ceplerine harçlık bırakılması, uzaktaki akraba ve dostlarla telefon görüşmeleri, komşu ziyaretleri, kabir ziyaretlerinin gerçekleştirilmesi, gelen misafirlere ikramlar verip uzun zamandır görüşülmemesinden dolayı koyu muhabbetlere dalıp arayı kapatmak. İyi de neden uzun zamandır görüşülmemiş?

13 Ekim 2013 Pazar

yapasım var...

Baştan aşağı kin bataklığına gömülmüş kişilerin zihnini kitle imha silahlarından arındırasım var...

10 Ekim 2013 Perşembe

siz

Bir şiirde duymuştum ilk sizi
Gözlerinize methiyeler dizilmişti
Saçlarınız bir masal kahramanının mıydı ne
Nedense sevginizin gerçekliği tartışılmış
Çekip gitmiş misiniz yoksa kalbiniz mi yokmuş
Kimi sözcükler hoşunuza gitmezdi okusanız

Romanlarda yok musunuz sanki
Sevilebilmeniz övülesi bir meziyet
Aynısı sevginiz için söylenememiş
Oysa ne beyaz elleriniz varmış dokunmak cesaret işi
Siz de pek vermezmişsiniz elinizi zaten
Neden bir şehre benzetilir durursunuz çözemedim henüz