Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

30 Mayıs 2013 Perşembe

o replikler...



Joker

"Ben arabaları kovalayan köpek gibiyim. Yakalasam bile ne yapacağımı bilmem. Anlarsın ya... Ben sadece yaparım."

18 Mayıs 2013 Cumartesi

yapasım var...

İnsanları fikirlerine bağlayan zincirlerden kurtarıp birbirlerine zincirleyesim var...

16 Mayıs 2013 Perşembe

tiyatromuzu sahneledik

Uzun bir süredir bir şekilde zaman ayırmaya çalışıp üzerinde çalıştığımız, herkesin bir şeylerden feragat edip projede var olduğu ve ekmek sarf ettiği, fikirlerini özgür bir platformda dile getirerek katkıda bulunduğu tiyatro oyunumuzu nihayet Salı günü sahneleyebildik.




Çıkış noktasını Eugène Ionesco'nun La Leçon (Ders) ve Rhinocéros (Gergedanlar) isimli kitaplarından aldığımız ve bir nevi eğitim sistemini absürd bir dille eleştirmeyi hedefleyerek Üç Derste Gergedanlaşma ismini verdiğimiz oyun öncelikle bize gösterdi ki, insan istediği zaman gerçekten beceremeyeceği iş yoktur. Evet tiyatro oyunculuğu doğuştan gelen bir yetenek olarak kabul edilebilir, ama bu sonradan kimsenin edinemeyeceği bir beceri anlamına da gelmiyor. Tabi bizi değerlendirecek olursam tabi ki öyle üst düzey bir oyunculuk sergilemedik ki en fazla 8 veya 9 kez toplanabilmişizdir ve bunların birkaçında tam kadro bile değildik, en azından kabul edilebilir bir iş çıkardığımızı hem kendi gözlemlerim hem de izleyenlerin geri bildirimleri nedeniyle düşünüyorum.

5 Mayıs 2013 Pazar

'mim'lenen çocukluğum

Sevgili Baykuşun Notları kendi çocukluğunu bir kapı açmış ve beni de bir pencere açmaya teşvik ederek 'mim'lemiş. Kendisine teşekkür ederek kendi çocukluğumun oyunlarını şöyle kısaca bir yâd edeyim.

Öncelikle kendisinin konuyla ilgili yazısını paylaşmak isterim:http://baykusunnotlari.blogspot.com/2013/05/mim-stayla.html

Bizim çocukluğumuzda şimdiki gibi öyle çocuklara ayrılmış alanlar yoktu, biz çevreye göre oyunlar türetirdik şeklinde şöyle klişeli bir başlangıç yapalım. Cidden öyle, bizler oyuncak almayı pek bilmezdik -anneannemin hac ziyareti dönüşünde getirdikleri hariç-, oynayacak eşyaları günlük hayattan seçerdik genellikle. Gazoz kapağı buna ilk akla gelen örneklerden biri. Bir grup bunun için gazoz alır içer ya da ailesinin içtiklerinden getirirken bir grup da sokaklardan toplar getirirdi. Nedense popüler de bir oyun malzemesiydi. Bizim mahallede misket pek bulunmazdı, daha çok bu kapaklar kullanılırdı ve bir de uzağa taş atmaya çalışırdık. Hatırlıyorum da misketi ilk annemin yeni aldığı deterjan paketinden çıkardığında görmüştüm. Alıp evde öyle tek başıma yuvarlamıştım.