Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

27 Ekim 2013 Pazar

kayboluş

Öksürük, kupkuru, sanki veremli gibi. Ayazın kıyısında kaybolmuştu gözleri. Yok olmaya yüz tutmuş bir titreşim ses tellerinden bu şekilde salınmaya karar verilmiş, kelimeler, cümleler kurmak yerine; öksürmek, öylece öksürmek... Verilen tek cevaptı bu. Ardına bakmadan gitmek.

Birazdan kar yağacaktı. Bunu bilmek için meteorolog olmasına gerek yoktu. Bir daha asla onu görmeyecekti. Bunu bilmek için onu tanımasına gerek yoktu. Yılgın, nemli bir çift kısık göz, son kez karşı karşıya geldiğini açıkça anlatıyordu. O son bakış, düş kırıklığı ve tükenmişlikle doluydu. Asıl canını okuyansa, o gözlerdeki, o son, o gitmeden önceki en son anda yakalanan 'bunun olacağı belliydi' ifadesi. Önceden biliyordu, yanılmamıştı. Sevdiği kadını yanıltmamıştı. Bu, hayatının herhangi bir zamanında, en iyi gününde bile, anında karşısına gözünün önüne gelip onu kahredecek türden bir şeydi. Geçmişe, birkaç dakika öncesine dönüp bunu değiştirmek için nelerini vermezdi. Ancak vahim olan şuydu ki, ne yaptığını ve ne yapmaması gerektiğini bilmiyordu.


Her sabah muhakkak her kanalı teker teker zaplayıp izlediği haberler neden dün akşam ne olduğunu anlatıyordu da bu akşam neler olacağını söylemiyordu. Oysa meteoroloji nasıl da biliyordu tek tek hangi gün nasıl bir havanın vuku bulacağını. Ancak kahrolası bir tek haber kanalı bile, bir takvim yaprağı bile sonrasını söylemiyordu. Hain meteoroloji, ayrılık havasını da ön görmeliydi. Bu anı yaşanacağını önceden bilmek için nelerini vermezdi. Eğer bilseydi, bunun olmasına izin vermezdi. Peki ama nasıl? Bu anın geleceğini görse bile nasıl değiştirecekti, nedenini bilmiyordu ki. Yanlış giden neydi de düzeltecekti? Hem engelleyemeyecek hem de bir gün onu terk edeceğini bilip de hiçbir şey yapamayacak olmanın acımasız sancısını çekecekti bu kez. İlişki yaşıyorlardı uzunca bir süredir, kadın hayatının içindeydi, içeride tutmak için neler yaptı şimdiye dek? Şimdi dışarıdan biri gibi dönüp o günleri izleyecekti sebebi bulmak için. Belki de zaten hep kendi hayatının dışındaydı.

Bari son kez arkasını dönse diye gidişini izledi, son bir an için göz göze gelselerdi. Dönüp son kez gülümser diye. Bir tebessümle veda edecek, bunun birbirlerini son gördüklerini an olduğunu bileceklerdi. Tek kelime daha edilmeyecekti. Belki adam ağlamaklı olacaktı. Ancak bundan sonra kadının daha mutlu olacağını ikisi de bilecekti.

Son olarak, ona yaraşır birini bulması için dua etti. Kendi için dua etmeyi düşünmedi bile. Ne dileyeceğinden emin değildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder