Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

17 Ekim 2013 Perşembe

bayramı zamana kurban etmek

Öncelikle tüm İslam aleminin ve bayramı aynı coğrafyada Müslümanlarla paylaşan insanların Kurban Bayramını tüm kalbimle kutlarım. Bu bayramın, birlik ve beraberliğin coştuğu, farklılıkların kabul edilip anlaşmazlıkların önüne sevgiyle geçildiği ve dayanışmanın taraf gözetmediği günlerin başlangıcı olması dileğiyle...

"Nerede o eski bayramlar" sancısı aslında yanlış yere bayramın üzerinde konumlanıyor. Halbuki şöyle bir düşününce, aslında temelde bayram üzerine konuşlanmış bir sorunun dile getirilmesi olmamalı. Bu aslında "Nerede o eski zamanlar" sorusuna dönüşmeli.

Bayramlardan insanların beklentisi nedir? Ailelerin bir araya gelmesi, sevgiyi ve yaşamlarını paylaşması, çocuklara her zamankinden fazla ilgi gösterilmesi, el öptürülüp ceplerine harçlık bırakılması, uzaktaki akraba ve dostlarla telefon görüşmeleri, komşu ziyaretleri, kabir ziyaretlerinin gerçekleştirilmesi, gelen misafirlere ikramlar verip uzun zamandır görüşülmemesinden dolayı koyu muhabbetlere dalıp arayı kapatmak. İyi de neden uzun zamandır görüşülmemiş?


Bu basitçe saydıklarım neden bir bayram beklentisi? Çünkü insanlar bunu bayram dışındaki günlerde yapmıyor. Oysa neden? Kimse iş ve şehir hayatının buna engel olduğundan bahsetmesin, o kadar çok zamanımız oluyor ki. Mesela ben tam zamanlı gündüz okul gece iş ritüeli arasında zaman bulabiliyor muyum, kesinlikle buluyorum. Ve inanın İstanbul gibi bir şehirde, Küçükçekmece'de oturup Beyazıt'a okula geçip Harbiye'ye işe gidiyorum. Buna rağmen boş zaman buluyorsam neden yukarıda çok azına değindiğim ve nedense bayram ritüeline dönüşmüş -hoş bayramda da ne kadar yapılıyor ve ne kadarında akıllı telefon uzaklaştırılmış- bu olgular diğer günlerde kendine yer bulamıyor ve geri kalan günler şehir hapishanesi yalanında zihin kapatma eylemlerine yenik düşmüş.

Peki bayramı yurt içi ve yurt dışı tatil fırsatı olarak görenlere ne demeli? Bayram birlikteliği simgeler, bir yerlere kaçıp yüzmeyi ya da müze gezmeyi değil. Tatilin kendine ait zaten bir zamanı var. Ha eğer uzaktaki aileyi veya akrabaları ziyaretse bu, o zaman meşruluk kazanır.

Bir de bu eski bayramlara olan özlem aslında büyümüşlüğümüzden de ileri geliyor. Bayramlar çocukken güzeldi. Harikuladeydi. Büyüdüğümüzde bu günleri tekrar yakalama fırsatını da kaçırmış oluyoruz. Biz eski bayramları özlerken aslında bu günleri mi özlüyoruz?

Bunlardan daha başka bir şey var aslında. Herkesin de farkında olduğu ve dile getirdiği, fakat ne hikmetse uygulamadığı bir şey. Kin ve düşmanlığa yenik düşmüşlük. Herkesin gözlemleyebileceği gibi artık aile arasında bile baş gösteren kıskançlık ve sevgiyi kaybetmişlik, toplum içinde had safhada artık. Kendinden olmayana tahammülsüzlük, aslında çekirdek ortamda kendi beğendiğini beğenmeyene karşı ortaya çıkıyor en başta. Günümüzde insanlar buna itiliyor mu? Belki evet. Fakat insan kendi kendinin efendisi olup kendini yönlendirmeyi beceremeyerek yönlendirenden yönlendirilen konumuna geçiyorsa, bu yine kendi kaybetmişliğinden kaynaklı.

Bizden farklı bir kimliği ve düşünceyi o insanın kendisinden soyutlayıp insanlığına değer verirsek birçok farklılıktan güç almaya başlayacağımıza inancım çok büyük. Peki bunu yapmak zor mu? "Diğerleri ne der" güdüsünün kölesiysek zor. Diğerleri sözünü felsefi olarak kaldırıp biz terimini kullanırsak hiç de değil.

En azından şimdiki çocuklar büyüdüğünde kirlenmesin. Kirlenmek güzel değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder