Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

27 Eylül 2013 Cuma

futbolun yaşama dönüşmesi

Ülkemizde futbola yüklenen anlamlar veya futbolu yaşamımızın bir parçası değil de yaşamın kendisi olarak hayat biçimine dönüştürmek maalesef önümüze kara tablolar serebiliyor. Tuttuğu takımın kaybetmesine tahammül etmemek, daha doğrusu bir kazanan olacaksa kaybedenin bazen kendi takımının da olabileceğini kabullenememek, hayatta var olan diğer ritmlerin, güzelliklerin, ailenin, geleceğin, dünya insanlarının en azından genel durumlarının hiç merak edilmeyip tamamen futbolun üzerine kurulu, genel tabir ile futbolla yatıp futbolla kalkmak, her şeyin aşırısının yaptığı gibi toplumlara zarar vermekte üzerine koyarak devam etmektedir.

Toplumları buna sürükleyen birçok kriter elbette vardır, fakat kişi kendi hayatının ve özgürlüğünün düğmesini kendi elinde tuttuğunda hiç kimse onu başka bir şeye dönüşmeye itemez.




Hafta sonu oynanan Beşiktaş - Galatasaray mücadelesini Elazığ'dan ziyaretimize gelen kuzenimle birlikte tribünden seyrettim. Kendisi Elazığspor taraftarı olduğundan benim gibi maçı tarafsız seyretti. Bense hiçbir takımı desteklemiyorum. Ancak birkaç sporla birlikte futbola da ilgim var ve fırsat buldukça maçları takip ediyorum. Büyük takımların maçlarını özellikle tribünden izlemeye çalışırız. Son yıllarda büyük maçlar olarak gösterilen mücadelelerden özellikle zevk alamadığımı söylersem yanlış olmaz. Ne oynanan futbol adına ne de taraftarlar adına. Bir kere rakip takım taraftarlarının stada alınmaması kadar çağ dışı bir uygulama başlı başına kara bir lekedir. Bununla birlikte, ev sahibi takım taraftarlarının takımı iyi oynasa da kötü oynasa da, önde de olsa geride de olsa yaptığı küfürlü tezahüratlar futbol kültürümüze ve hatta toplumun seviyesine ışık tutuyor.

Öyle sayfalarca bu konuyu irdelemeden, bu konudaki görüşlerimin özetini paylaşmak istediğimden, en son oynana derbide yaşananlar hakkında da bir iki cümle kurup yazımı noktalayacağım. Fair Play'den uzak bir taç atışının ardından topu kullanan kişiyi gözüne kestiren diğer futbolcunun saniyeler sonra yaptığı sert müdahalenin karşılığını hakem zaten kırmızı kart ile cezalandırmışken, ister politik olsun ister anlık gelişen öncesiz bir hareket; her şekilde üzücü ve trajikomik, taraftarın sahaya girişinin hiçbir açıklaması yok maalesef. Sanki o anda hakem kırmızı kartın dışında ayrıca cebindeki 45'liği çıkarıp bu futbolcuyu o nada infaz etse taraftar ancak belki bu şekilde rahatlayacak gibi bir görüntü, insanımızdaki kin, nefret, hırs, sevgisizlikten uzak her özelliğin dışavurumu.

Sevgiyi öncelikli kişisel özelliğimiz ve karşımızdakine yansıtmaya çalıştığımız zaman birçok sorun kendiliğinden aşılacaktır zaten.

Sevgiyle...

2 yorum:

  1. Güzel bir yazı gerçekten. Sevgisizlik tüm sorunların başıdır bilmeyene..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle, ancak maalesef sevmeye şans vermiyor insanoğlu...

      Sil