Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

5 Mayıs 2013 Pazar

'mim'lenen çocukluğum

Sevgili Baykuşun Notları kendi çocukluğunu bir kapı açmış ve beni de bir pencere açmaya teşvik ederek 'mim'lemiş. Kendisine teşekkür ederek kendi çocukluğumun oyunlarını şöyle kısaca bir yâd edeyim.

Öncelikle kendisinin konuyla ilgili yazısını paylaşmak isterim:http://baykusunnotlari.blogspot.com/2013/05/mim-stayla.html

Bizim çocukluğumuzda şimdiki gibi öyle çocuklara ayrılmış alanlar yoktu, biz çevreye göre oyunlar türetirdik şeklinde şöyle klişeli bir başlangıç yapalım. Cidden öyle, bizler oyuncak almayı pek bilmezdik -anneannemin hac ziyareti dönüşünde getirdikleri hariç-, oynayacak eşyaları günlük hayattan seçerdik genellikle. Gazoz kapağı buna ilk akla gelen örneklerden biri. Bir grup bunun için gazoz alır içer ya da ailesinin içtiklerinden getirirken bir grup da sokaklardan toplar getirirdi. Nedense popüler de bir oyun malzemesiydi. Bizim mahallede misket pek bulunmazdı, daha çok bu kapaklar kullanılırdı ve bir de uzağa taş atmaya çalışırdık. Hatırlıyorum da misketi ilk annemin yeni aldığı deterjan paketinden çıkardığında görmüştüm. Alıp evde öyle tek başıma yuvarlamıştım.


Benim için o dönemde iki ayrı durum vardı. Bir diğerleriyle oynadığım oyunlar bir de tek başıma. Sokakta gerek 'sek sek' gerek 'yerden yüksek' hatta daha çok kız çocuğunun bulunduğu mahallelerde oturduğumuzda oynadığım 'ip atlama' gibi herkesin bilebileceği birçok oyundan geçti yolum. Bir inşaatın kenarındaysak kumdan inşalar yapardık. Herkes kale yapmaya çalışırken ben komple bir şehir yapmaya kalkışırdım. Zaten tek başına oynadığım oyunlar bu noktadan başlıyor.

Genellikle evde yalnızken veya annemle kardeşim henüz uyanmamışken tek başına evdeki edevatlarla şehirler ve kendimce ülkeler kurar dururdum. Bu ülkelerin binalarından tutun da yollarına minibüs ve otobüs durakları ile trenlerinden polis gücüne kadar salonun boyu yettiğince tasarımlara devam ederdim. Ve işin ilginci şehri kurmayı bitirince oyunum da biterdi. Buna başlarken amacım ülkeyi kurup içinde kendimce bir oyun yapmaksa da her seferinde kurulum bittikten sonra oyun da benim için biter ve anlamını yitirirdi.

Ve tabi futbol. Çoğunluğun bir şekilde kıyısından kenarından geçtiği o ömrümüzü çürüten meret. Yahu insan hiç mi yorulmaz sabahtan akşama kadar yemeden içmeden topla yuvarlanmaktan. Önce büyüklerle oynarken kaleci ihtiyaçlarını karşılama üzerine başladı bu agresif oyundaki serüvenim. En sert şutlara nasıl da dayanmışız. Şimdi hayatın şutlarına o kadar dayanıklı mıyız şüpheli. Sonraları yaşı bana daha yakınlarla devam edip sonunda yalnız koşturmaya kadar süregeldi. Başta söylemeyi unutmuşum okul çağı dahil hep yaşı benden büyüklerdi arkadaşlarım. Bu da bu dönemin erken bitmesine vesile oldu tabi.

Bizimkilere sorarsanız bir ömür törpüsüymüşüm. Sadece üç yaşındayken üç kere kayboldum ben. Bir yerleri ve insanları keşfetmeyi neden sevmişim bu kadar ben? Bu da başka sefere kalan bir hikaye olsun.

Baykuşun Notları'na tekrar teşekkür ederek ben de birkaç arkadaşımı 'mim'liyorum:

faida
gonca keskin
Yezdan ASIL
kitap eylemcisi

Çocukluğunuza olan seyahatinizde keyifli yolculuklar...

12 yorum:

  1. Icten cevaplarin icin ben tesekkur ederim. Kendi kendisine ulkeler kuran bu cocuk buyuyunce hangi meslegi secti merak ettim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yandan öğrenciliği devam ederken bir yandan da turizmle uğraşıyor... Ve sanırım kurduğu şehirlere yavaş yavaş insanları da ekliyor.

      Sil
  2. Anıların değeri bende başkadır... Anı yaşayarak anlatıldığı için kim bilir. Yüreğinize sağlık... Sevgilerle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En güzel hikayeler de anılar değil midir zaten; teşekkürler.

      Sil
  3. mim için teşekkürler umarım en yakın zamanda:)senin cevapların da çok ilginçmiş , şehirler kurmak çocukken yani:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, herkesin olduğu gibi sizin de çocukluğunuz ilginçtir, eminim.

      Sil
  4. bu mim beni geçmişe ,çocukluğuma götürdü ,çok da iyi oldu teşekkürler :)
    demek hepimizin küçükken ilginç oyunları varmış kendine özel olan ;)
    bu mim'i
    http://goncakeskin.blogspot.com/2013/05/cocukluk-oyunlarmz.html

    başlığında cevapladım .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, daha ne ilginçlikler vardır kim bilir. Teşekkürler.

      Sil
  5. Binalar diker, yarışlar kazanır, dünyayı dolaşır, konser verir, şampiyon olurduk. Sonra bugünleri düşünürdük, büyüdükçe kaygı başlardı inceden. Zaten kendi kendine gerek kalmaz, büyük kaygılar yüklenirdi üzerimize dışardan. Şimdi gittikçe daha çok anar ve konuşur olduk o günleri. Büyük hayallerimizi değil, büyük hayallerimizin olduğu günleri. Teşekkürler Ufuk'çum.

    YanıtlaSil
  6. Büyük hayaller bizlerle daha da büyüdü. Konuşmaya devam etmek dileyiğle...

    YanıtlaSil
  7. Çocukluğuma döndürdünüz beni.İstop vardı (renkli renksiz), saklambaç vardı, yakar top vardı ve daha neler neler.Maalesef artık çocuklar gönül rahatlığı ile sokaklarda oynayamıyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğiniz gibi sokaklar artık ebeveynler için güvenli değil, yine de çocukları özgüvensiz yetiştirmemek adına güvenli bir ortamdan emin olunup arada sırada sokakta oynamalarını teşvik etmek gerek.

      Sil