Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

18 Nisan 2013 Perşembe

joseph kosinski'nin elinden güzel bir kurgu: oblivion

Prodüksiyon duyurusu yapıldığından beri merak ettiğim bir film olan Oblivion'ı iki gün önce izleme şansım oldu. Aynı zamanda Tron filminin de yönetmenliğini yapan genç Joseph Kosinski'nin işin içinde olması ve başrollerdeki Tom Cruise ve Morgan Freeman isimleri benim bu yapım için ilgimi çeken etkenlerdi. Nitekim beklentilerim doğrultusunda bir film olmuş diyebilirim. Konusunu paylaşalım hemen:

"Askeri bir yönetim biri Jack adında deneyimli bir askeri , insanoğlunun bir zamanlar "Dünya" diye adlandırdığı terk edilmiş bir gezegene keşif için yollar. İnsanlığın büyük yok oluştan önce nasıl koşullarda yaşadığını araştırmakla dahası yaşayan herhangi bir canlı olup olmadığını bulmakla görevlidir. İnsanlığın bir zamanlar yuvası olan Dünya gezegeni birtakım uzaylı canlılar tarafından işgal edilmiştir ve gezegende hala varlıklarını sürdürmektedirler. Jack tüm bunları araştırmakla görevliyken, karşısına hiç beklenmediği sürprizler de çıkacaktır... 
Tron filmi ile tanıdığımız yönetmen Joseph Kosinski'nin yönettiği film, yönetmenin kendi çizgi romanından sinemaya uyarlandı. Kıyamet sonrası bir kurguya sahip olan filmin kadrosunda Tom Cruise'un yanı sıra Olga Kurylenko, Andrea Riseborough, Nicolaj Coster-Waldau, Melissa Leo ve Morgan Freeman yer alıyor..."




Bir bilim kurgu filminde konu kadar benim için önemli olan diğer etken materyal tasarımı yani filmdeki teknolojik cihazların yapısı. Oyunculuk her zaman önem verdiğim bir durum olsa da bilim kurguda diğer dallarda aradığım kadar beklemem. Tom Cruise da (her ne kadar kendisini beğensem de) bu konuda çoğu filmde gözlemlediğimiz tek tip karakterini canlandırmış. Duygudan büyük ölçüde yoksun bir imaj. Halbuki aynı Tom Cruise, Interview with the Vampire filminde Brad Pitt'ten daha çok dikkatimi çekmişti. Ve yine ilk Mission Impossible'da da. Aslında ismi tavan yaptıktan sonraki filmlerde daha yavan bir görüntüsü var oyuncunun. Morgan Freeman ise fazla süre almasa da kısa bir anlığına varlığını hissettiriyor.
Ancak o da her zamanki performansını sergilememiş. Film için uygun bir karakter uygulamış.

Dediğim gibi oyunculuktan daha önemli gördüğüm "teknoloji" durumu benim için olumluydu. Diğer örneklerinde görmediğimiz yenilikçi makineler görebiliyoruz. Tasarımları hoşuma gitti açıkçası.

Konusuna ben de değineyim. Tom Cruise terk edilmiş durumdaki Dünya'da bulunan devasa sondajların bakımıyla ilgilenmekle görevlendirilmiş iki teknisyenden biri olan Jack Harper'ı canlandırıyor. Bu sondajlar Dünya'daki su kaynaklarını depolamaktadır. Bir anlamda başka bir gezegende yaşamlarına devam eden insanların su ihtiyacını yine Dünya karşılıyor. Bu sırada yeryüzünde hâlâ istiladan kalma uzaylılar da direniş göstermekteler.

Buradan başlayan film yer yer bizi şaşırtmayı başarıyor. Jack'in burada ne amaçlı bulunduğuna dair yavaş yavaş yeni bilgiler öğrenmeye başlıyoruz. Senaryoyla ilgili daha fazla ipucu vermeyelim.

Filmin geçtiği ortamları gerçekçi ve şahane buldum. Müzikleri de hoşuma gitti. Yalnız kendine has bir kurguya sahip olmasına rağmen sonlarına doğru yine klişeler görüyoruz. Bu film için daha özgür son beklerdim. Daha önceki filmlerde gördüğümüze benzer olaylar yaşanması bu filme yakışmadı bana göre.

Sonuçta her şeyiyle izlenmeye değer bir film Oblivion. Bilim kurgu veya Tom Cruise sevenlere izlemelerini tavsiye ederim.

İyi seyirler...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder