Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

15 Nisan 2013 Pazartesi

ada vapuru yolcusu kalmasın

Öyle bir şehirde yaşıyoruz ki içerisinde yapılabilecek her şeyi barındırıyor. Tarih, kültür, eğlence, deniz, eğitim, ada... Daha birçokları. Bunun yanında elbet bu şehrin sıkıntıları da var yalnız bu yazımda güzel yanlarından bir tanesinden bahsedeyim biraz: Büyükada.

Geçtiğimiz haftasonu birkaç saatlik bir gezimiz oldu Büyükada'ya. Ben aslında daha çok sonbaharını seviyorum buranın, ama ilkbaharda da başka güzel tatlar bulabiliyor insan burada. Kabataş'tan kalkan vapurumuzdan biraz bahsedeyim önce. Malum havaların güzelleşmesi ve haftasonu olması tabiri caizse bir ana baba günü oluşturmuş vapurda. Hele Kadıköy'e de uğrayıp yolcu aldıktan sonra bırakın oturacak yeri ayakta duracak yer kalmıyor neredeyse. Dönüşteki vapurun doluluğunu ise siz tahmin edin. Bundaki bir etken de vapurun tüm adalara uğruyor olması tabi. Yalnız soğuk sayılabilecek bir esintiye rağmen açık taraflarda durmayı tercih eden yolcuların bu kararındaki etkenlerden biri manzaraysa diğeri martılardır şüphesiz. Keza benim tercihimde ağır basan bu sevimli görünümlü agresif kuşlardır.




Genelde ilk başta vapurdaki büfeye sorarım, tost veya sandwich yapılamayacak durumda ekmekleri var mı diye. Pek az kez bu konuda şanslı olabilmişimdir. Çünkü bu ekmekler belki de çöpe gidecekler diye düşünür ve eğer bunlardan yoksa simide ya da küçük keklere başvururum. Bu kuşlar elbet de minnettar değil yalnız konu bu da değil. Küçük bir görüş paylaşayım bu noktada, nedense hayvanlara karşılık beklemeden yaptığımız yardımları küçük de olsa insanlara yaptığımızda da aynı tutumu sergileyebilsek ne güzel olurdu. Demek istediğim, iyiliği yaparken en azından böyle bir düşünce kafamızda olmasa...

Adaya ayak bastığımızda ilk olarak aklımızda bisiklet kiralamak vardı. Tabi karnımızı doyurduktan sonra. İlk başvurduğunuz yerden hemen kiralamayın bana göre. Zaten birçok yer var bisiklet bulabileceğiniz ve daha ucuza muhakkak bulabiliyorsunuz. Eğer yokuşu çıkmakta zorlanmıyorsanız en eğlenceli kısmı o yokuştan aşağı doğru kendinizi bırakmak.

Fayton daha önce tecrübe etmediyseniz denemek eğlenceli olabilir. Faytonla Ayayorgi tepesine gelip, sonrasında o sokaklar arasında yürüyerek keşifler yapmak ve çiçekler ve ağaçların eşlik ettiği caddeleri aşındırmak zamanı unutturabilir.

Tüm bu yolculuklarınız sırasında güneş yaramaz bir çocuk gibi hep bir şeylerin arasından bakıp bakıp size gülecektir. Duyduğuma göre adada yapılabilecek en güzel şey, kendine özel bir yer bulup oradan günbatımını izlemekmiş. Bu zamana kadar gün batmadan dönüş yaptığım için maalesef bu şansı elde edemedim. Kim bilir, belki bir gün...

Büyükada belki de İstanbul'da görülmesi ve vakit geçirilmesi gereken en güzel birkaç yerden biri. Bu dönem gidilebilecek en güzel dönemlerden biri. Ve dönmeden önce meşhur dondurmasından da kesinlikle yemelisiniz.

Henüz gitmemiş olanlar bir an evvel gitsin. Önümüzdeki yıllarda şehirleşmiş bir adayla karşılaşmak içten bile değil.

İyi eğlenceler...

2 yorum:

  1. Merhaba! Buyukada'ya cocukken gitmiştim bir kaç kere... Huzurlu, sakin bir havası vardı. Umarım hala öyledir. Dondurmasını ise hiç denemedim ve çok merak ettim!

    YanıtlaSil
  2. Tez zamanda tekrar gidin! Ve mümkünse geniş bir zaman ayırın derim.

    YanıtlaSil