Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

1 Ocak 2013 Salı

yıl oldu 2013...

Yeni bir yıla merhaba demeyi sevenlerden biriyimdir. Böyle dedim diye öyle geceden sabaha kadar çılgınlar gibi eğlendiğimi düşünmeyin. Yılbaşını dışarıda kutlamak gibi bir alışkanlığım ya da hobim oluşmamış benim. Halbuki gezmek sürekli yaptığım bir şeydir. Bir fırsatını bulmayagöreyim hemen değerlendiririm. Neden bilmem -üzerinde de düşünmemişimdir- yılsonu gecesini özel bir yerlerde geçirmişliğim yoktur. Hatta çoğunda geceyi göremeden uyumuşluğum da olmuştur hani.  Benim hoşuma giden; yeni yılın bambaşka olacağını, her şeyin güzel olacağını dilemek gibi masum bir şansımızın olması. Kimilerinin gerçekten buna inanarak kendini hazırlaması, kiminin de adet yerini bulsun diye iyi dileklerini sunup, diğer yıllardan bir farkı olacağına dair içten gelmeden ya da kötü beklentisi olmasa bile görev icabı söyleyip geçmesi. Yani yeni yıla girerken insanların kafasından geçenleri seviyorum ben aslında.





Dün gece 2012'yi de yolladık zaman tüneline, bir daha dönmemesi üzerine. O yıl yaşananları da beraberinde yollayabilsek keşke diyoruz, o tüm acıları, ailemizde, ülkemizde ve dünyada yaşanan tüm kötü olayları. Güzellikler kalsın tabi; sevinçler, mutluluklar, tanıdığımız güzel insanlar. Yani her sene yaptığımızı yaptık yine.

Tabi yılın ilk gününden başlıyor o kötü haberler. Bu her zaman oluyor zaten. Yani bu anlamda, yılın ilk günü diye bu olaylar durmuyor ya, dünya durmuyor ya. Bunlara takılıp kalmamalı, bu yıl da kötü başladı deyip umudu kesmemeli, güzel şeyler olacaksa ilk önce insanların bunu düşünmesiyle olur. Bir nevi büyük icatların önce hayallerle oluşması gibi.

Bazı insanlar hâlâ 2012'de kalacak şüphesiz. Hatta çoğu insan 2000'leri bile göremedi. 90'larda 80'lerde kaldılar. Tarih öncesi zihniyette kalanlar bile oldu...

Şimdi yıl oldu 2013, hâlâ barış gibi düşmanlıktan daha kolay bir olgu dünyada yaygınlaşamadı. Ve dahi günümüzde barışçıl yaşamak, düşmanca yaşamaktan ve kin tutmaktan daha güç. Bu sadece ülkeler ve milletler arası değil, insanlar arasında da böyle. Sosyal hayatta da böyle aile içinde de böyle. Belki de sadece bir özelliğin eksikliği bu yıkımlara neden oluyor; alçakgönüllülüğün.

Bana göre, herkes birbirini karşılıksız sevip üstünlüklerini ve zayıflıklarını kabul ettiğinde dünyaya gerçek mutluluk hâkim olacaktır. Herkes herkesi sevmek zorunda değil diye düşünebilirsiniz. Zaten sevmekten kastım size kötülük yapsa dahi onun karakterini ve fikirlerini sevmelisiniz değil, sadece insan olarak sevmeniz. E dediğim gibi; "herkes" birbirini sevmeli. Haliyle o da seni sevdiği için, sen de onu sevdiğin için problem kendiliğinden çözülecektir. Günümüzün sorunu tek taraflı sevgi değil mi?

Uzun zamandır da yılbaşını bembeyaz karlar altında karşılayamıyoruz. Bu da özlemini çektiğim bir başka şey.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder