Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

27 Haziran 2012 Çarşamba

hep sen

Karanlık bir gecede yürüyordum,
Tükenmişti kelimelerim, her şey söylenmişti sanki
Gökteki yıldızlar, ay;
Sokak lambaları, evlerin gölgeleri,
Hepsi bana eşlik ediyordu...
Bir terk ediliş,
İşte en çok onlara koymuştu,
Çünkü ben,
Hangisine baksam sen oluyorsun...

23 Haziran 2012 Cumartesi

dünya ne kadar büyüktür?

Dünya ne kadar büyüktür?

Sürekli televizyon izleyen birinin dünyası televizyon büyüklüğünde midir?
Bilgisayarcının dünyası çevrimiçi olduğu ağlar kadar mı?
Ya da bir makinistin dünyası son istasyona kadar mıdır?
Peki bir tekir balığının dünyası yüzebildiği kıyı şeritleri boyutunda mı?
Leyleklerin dünyası süzülebildikleri kilometreler mi?

Okuduğun kitaplar kadar mı?
Keşfettiğin yerler?

Sınırsız sayıda örnek bulunabilir belki sınırlı dünyalar için.

Peki bir sanatçının dünyasının büyüklüğünden bahsedebilir miyiz?

19 Haziran 2012 Salı

wulf dorn'dan psikopatik bir gizeme yolculuk: psikiyatrist

Psikiyatrist'i aylar önce edindim, fakat ne olduysa, araya her ne girdiyse kitabı okuyup bitirmek bugüne kalmış. Alırken çok iyi eleştirileri ve bana da çok öneriliyor olması nedeniyle tereddütsüz ve hemen okuma planı güdüyordum oysa ki.

Kitabı bitirir bitirmez okumayanlar vardır diyerek bir inceleme yapayım dedim. Öncesinde arka kapak tanıtımını bir okuyalım.

Şiddet mağduru kadın bir hasta, psikiyatrist Ellen Roth'un kâbusu haline gelir: Kara Adam tarafından izlendiğini iddia eden hasta, gizemli bir biçimde, iz bırakmadan ortadan kaybolur. Şimdi kendi hayatını da hastasınınkini de tehlikeye atan korkunç bir oyunun ortasındaki Dr Ellen Roth için hiç kimseye güvenemediği umutsuz bir savaş başlamıştır. Şeytani bir yapbozun parçalarını bir araya getirmeye çalışmaktan başka çaresi kalmayan genç psikiyatrist, korku, şiddet ve paranoyadan oluşan bu labirentte çıkış yolunu bulabilecek midir?


16 Haziran 2012 Cumartesi

yapasım var...

En hızlı bulaşan hastalığı sevgiye dönüştürüp, insanları barış hastalığına düşüresim var...

13 Haziran 2012 Çarşamba

saygı duruşu: necip fazıl, nazım hikmet ve abdurrahim karakoç

Blog'da bir şeyler eksik diye düşünürken kendimi üstatları anmayı unutmuşum derken buluverdim. Ve de bir saygı duruşu babında kısa da olsa bir yazı kaleme almak gerek dedim.

Tarih 26 Mayıs 1904, Necip Fazıl dünyaya gelir. Tarih 25 Mayıs 1983, üstat hayata gözlerini kapar. Yaşamında kendi ağzıyla eserlerini iki döneme ayırır ve birinci döneminde yazdıklarının artık kendisi olmadığını söyler. En bilinen şiirlerinden "Beklenen"i de ikinci döneminde yazmıştır mistik akımın öncülerinden olan şair.

11 Haziran 2012 Pazartesi

biten bir dönem ve gelmesi beklenen huzur

Belli bir zaman harcanacak önemli süreçlere başlanırken hep bir heyecan vardır. Bu heyecan elimizi ayağımızı kilitlenmesine neden olan değil de onların daha bir istek ve özenle hareket etmesine olanak sağlayacak türden. Ve bir de merak vardır, o bitmek tükenmek bilmeyen ve bir şey üzerinde kendimizin nasıl olacağımızı görebilmek için bizi harekete geçiren diğer büyük etkenlerden olan. Bu süreç ne olursa, ister yeni bir iş, ister yeni bir ruh eşi, bir hobi, bir tatil, bir araba kısaca yeni olan her ne ise. Ve tabi ister öğrenim hayatının yepyeni bir dönemi.


Kabul edelim ki üniversite hayatımız boyunca çoğunluğumuz yeni bir sezona hep "Bu sene başka olacak," düşüncesiyle gireriz. Bizi bunu istemeye iten büyük ihtimalle bir önceki yıl gelen başarısızlıktır, ya da daha doğrusu yeterli görmediğimiz bir başarısızlık diyelim. Sonrasında bu doğal içgüdü biz fark etmeden pes edene kadar bir müddet o heyecanın korunmasını sağlar. Eğer biraz geri dönüşünü alacak olursak sene sonuna kadar aynı duygularla son güne kadar süregelebiliriz de. Ne yalan söyleyeyim ben duyguyu daha ilk hafta kaybettim. Ama benim heyecanımı sürdüren bu güdü değildi zaten, bendeki sadece zamanı iyi değerlendirme ve yaşananların değerini bilme özelliğiydi. Ve bir öğrenim döneminin sonuna geldiğimde yine hatırımda ise kalanlar hep bir şeylerin hakkını verdiğim olmuş. Derslerin, dostların, öğretmenlerin, görevlilerin, tramwayların, kampüs önündeki kuşların...

9 Haziran 2012 Cumartesi

o replikler...


                                                                            Tyler Durden

                             "Ancak her şeyini kaybettikten sonra her şeyi yapmakta özgür olabilirsin."

7 Haziran 2012 Perşembe

gelecek temalı deneme yarışması

İnternet üzerinde yazılar okuduğumda ilgimi çeken birçok yazıyla karşılaşıyorum. Bunların yanında bir de bazı önemli duyurular da dikkatimi çekiyor ve bunları blog'ta paylaşayım diyorum. Yine sayfalardan birinde bu deneme yarışması haberini gördüm ve ilgilenen elbet olur diye bir yazı da ben kaleme alayım dedim.


3 Haziran 2012 Pazar

ödev bahane, kısa film şahane!

Lise yıllarımdan beri bir kısa film çekme hayalim olmuştur. Hatta kendimi bildim bileli bir sinema filmi hayalim vardı zaten. Derken yıllar sonra uygun bir zaman oluştu ve geçtiğimiz hafta ilk kısa film deneyimimi gerçekleştirmiş oldum. Uygun zamandan kastımsa bunun bir ödev olması ve bunun getirdiği zorunluluk. Yani anlayacağınız bu kısa film ödevi olmasa daha kim bilir ne zaman bu hayalim gerçekleşecekti. Şunu demeden geçmeyeyim, siz siz olun bir hayaliniz varsa o hayali paylaşan sizden başka en az birini bulmaya bakın. Şu hayatta bir şeyi tecrübe ettiysem o da hayallerin asla tek başına gerçekleşmediğidir.

Fransızca öğrenimi gördüğümüzden haliyle film de Fransızca olmalıydı. Hem oynarken hem de izlerken eğleniriz diye biz de kendimizce bu dilde absürt bir senaryo yazalım dedik. Tabi bir de hiçbirimizin herhangi bir film tecrübesi olmadığını da belirtmeliyim. Herhangi bir tiyatro geçmişimiz de yok. Hatta aramızdan bazılarının kamerayla video çekmişliği bile yoktur daha önce. Hal böyle olunca kadroyu ödevi vermemiz gereken günden iki gün öncesine kadar toplayamadık da bir türlü. Neyse ki milletimizin tipik özelliği olan son güne bırakma özelliğimizle en sonunda dokuz kişilik ekip toplandık ve daha önce yazdığımız senaryo için yeterli zaman olmadığından yeni bir fikirle toplamda iki üç saatlik bir zamanda sahnelerimizi kaydedebildik.