Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

29 Şubat 2012 Çarşamba

yapasım var...

Beni sürekli şimdide tutacak bir zaman makinesi tasarlayasım var...

26 Şubat 2012 Pazar

fetih 1453 sinemayı da fethetti

Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından olan ve bir çağı kapanıp yeni bir çağın açılmasına etki eden İstanbul'un Fethi olayı, nihayet Faruk Aksoy'un yönetmenliğinde 16 Şubat 2012'de bir tarihi-savaş filmi olarak sinemalarımızda gösterime girdi ve bir nevi türevlerinin önünü de açmış oldu. Filmi izleyeli birkaç gün oldu, ama sıcağı sıcağına hakkında bir yorum yazmak istemediğimden bu yazı biraz ertelemeli olarak geliyor.

Öncelikle filmin konusunu hemen hemen her yaşta izleyici zaten biliyor. Bu bağlamda filmin zaman zaman sıkıcı gelebileceğini düşünmüş, fakat iyi bir yapım sayesinde farklı bir heyecan içerisinde izleyebileceğimi düşünmüştüm. Nitekim filmin başından itibaren gerçekleşen tarihi olayların kronolojik olarak aktarılarak seyirciyi savaşa sürükleme işinin başarıyla gerçekleştiğini söyleyemeyeceğim. Film için eleştirebileceğim birçok başlık var, fakat böylesine büyük emeklere saygısızlık olarak düşünülmemesi açısından hepsine değinmemeyi düşünüyorum.


13 Şubat 2012 Pazartesi

öznellik yansır

Bir insanın kendisini diğer insanları bildiğine oranla daha iyi tanıması beklenir. Bu normal olandır, olağandır. Kendimizi diğerlerinden farklı veya onlarla aynı görmemiz, onlara göre bir gruba koymamız ya da onları kendi kişiliğimize göre gruplara ayırmamız bir nevi hayatı yaşayış tarzımızın hem yansıması hem de sonucudur. Ama yeryüzünde kendini yeteri kadar bilmeyen, gerçek kendini tanımayan insanların var olduğu da bir gerçek. Diğer taraftan, diğer insanları çabuk sevenlerin ve kolay kolay beğenmeyen insanların ortak noktaları da vardır. Bunlardan biri de bu diğerlerine karşı olan yargılarının, ilk önce kendilerine karşı oluştuğu gerçeğidir. Yani kişi diğerlerini kolayca sevebiliyorsa bu kendini her daim sevebilmesinden ileri gelir -böbürlenme değil, gerçek sevgi- ya da insanların kişiliklerini veya yaptıklarını kolayca beğenmiyorsa bunun nedeni olarak kendi yaptıkları için de her daim doyuma ulaşmamış olmasını, kendisini de her koşulda beğenmediğini düşünebiliriz.

eskilerden...

Publius Ovidius Naso (Ovid)



"Onları yeniden okuduğumda, onları yazmış olduğumdan dolayı utanç duyuyorum, çünkü bunların yazarı olarak kaldırıp atılması gereken birçok şey görüyorum."