Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

9 Aralık 2012 Pazar

üniversitede farklı pencereler

Pencereler hayatımızın her yerinde. Biz bir şeyi belli bir siluette görürüz, bir başkası farklı bir siluette görür, bazısı görmez. Her zaman aynı pencereden bakanlar daima aynı şeyi görmek durumunda kalırlar. Eğer diğer pencerelerden bakmadan aslında hiçbir şeyi tam anlamıyla görmediğimizin farkına varamıyorsak; vay halimize, görmeyelim zaten.

Öyle birçok farklı ve "derin" konuları ya da uyuşmazlıkları veya içinde bulunulan sosyolojik koşulları ele alarak uzun bir yazı hazırlamadan, tek bir günde tek bir anda gözümde canlanan, bireysel olarak kendimiz ve yaptıklarımızla ilgili ipuçları vereceğim. Şimdi zincirleme bir şekilde birer birer pencereleri açalım.




Bilen bilir, İstanbul Üniversitesi'nin yemekhanelerinde hizmet veren firma değişti. Ve ardından fiyatlara da %85'lik bir zam geldi ve geçtiğimiz sene öğle yemeğine öğrenciler 1 TL ücret öderken bu sene 1,85 TL ödemek durumunda kaldılar. Arada sırada geçen yıl ve bir iki defa bu yıl yemeklerinden yiyen biri olarak geçen seneki hizmet ve kalitenin düştüğünü söyleyebilirim. Yani yemeklere zam geldi ve bununla birlikte kalite düştü.


Azımsanmayacak sayıdaki öğrenciler bu yüksek oranlı zammı protesto ettiler haliyle. Tabi her sene olduğu gibi şu sıralar halen devam eden protestoların ne ücrete ne de kaliteye bir etkisi olmamakta. Pencereden rektörlük kanadından baktığımızda, şu anda İstanbul'da halen en ucuz üniversite yemeğinin verildiği belirtiliyor. Bu öğrencilerin her birini ayrı ayrı tanımıyorum, fakat içlerinden bazılarını biliyorum. Bunun dışında protestolara katılmayıp bu durumu gönülden destekleyen arkadaşlarım var. Ve bu arkadaşlar durumun adaletsiz olduğunu savunuyorlar, zam oranında adaletsizlik olduğunu.




Şimdi burada yeni bir pencere açılıyor. Bu (protestoya katılan veya destekleyen) arkadaşlardan bazıları sınavlarda kopya çekilmesini aynı şekilde adaletli buluyor. Nedeni; bazı öğretmenler sınavlarda çok adaletsiz davranarak hem beklenmedik sorular soruyor hem de sadece kendi istedikleri cevapları bulurlarsa cimri de olsa puan veriyorlar. Bir nevi, kimse geçmesin tutumu olarak görülüyor. Bu sebeple önceden hazırlanmış notlara sınav esnasında kimseye yakalanmadan bakarak soruları yanıtlamak adaletli. Öğretmenler durumun farkında değiller ve durumu bilmeden sınav kağıdında gördükleri puanları veriyorlar.

Bir başka pencere daha açalım. Birçok öğrenci sınavdan çıktıklarında öğretmenin dağıttığı notlarla sınavda verdikleri cevapları karşılaştırdıklarında sorulara neredeyse kelimesi kelimesine cevap verdiklerini görüyorlar. Fakat notlar açıklandığında beklediği puanın yarısını alanlar çoğunlukta. Tabi insan ister istemez düşünüyor, neden herkesin hak ettiği not verilmiyor, diye.

Bir pencere de aynı şekilde öğretmenlerinden ve tempolarından memnun olmayan rektörlük ile okul ve sınıfların belli olmadığı bir sistemde eğitim vermeye çalışan öğretmenlerin arasına açılıyor. Öğretmenler, yeterli sayıda atanmış meslektaşları olmadığından birçok farklı sınıfla alanlarıyla bir şekilde ilgili birkaç derse birden girmek durumunda kalıyorlar. Bunun yanı sıra, fakülteler birbirinden uzak, öbür taraftan aynı fakültenin binaları birbirinden bambaşka muhitlerde olabiliyor. Rektör ise takip edebildiğim kadarıyla süreçleri hızlandırdığını ve yoğunluğu nedeniyle en çok kendisinin yorulduğunu belirtmekte. Sonuçların yakında vuku bulacağını savunuyor.

Tüm bunlar olurken başka pencerelerde bunlardan habersiz okuluna gelip hakkıyla bir şeyler yapmak isteyen ya da sınıfını geçmek adına hiçbir şey yapmayan kişiler, bu ve buna benzer etkenlerden etkileniyorlar.

Aslında bu dört pencere, başta da belirttiğim gibi sadece bir anlığına göz önüne gelen, herkesin basitçe düşünülebileceği bir durumu anlatıyor.. Herkes bir şeylerde adaletsizlik olduğunu düşünüyor ve kendi adaletini adaletsizce veriyor. Ancak biz zaten biliyoruz, adalet; onu yürürlüğe koyan veya tutanların kendini koruma çabasıdır.

Prima est haec ultio, quod se
Judice nemo nıcens absolvitur.
İlk ceza odur ki, hiçbir suçlu
Kendi yargıçlığından kurtulamaz.
                                    Juvenalis

Benim hiç kimseyi doğru veya yanlış taraf olarak gösterme niyetim yok. Aslına bakarsanız her insan kendini doğru tarafta bulur. Zaten bunu söylemeye çalışıyorum; tek bir pencereden bakarsan hep haklısındır.

2 yorum:

  1. Ortada haksızlık varsa, başka bir haksızlıkla giderilmez, giderilmemeli diye düşünüyorum.Yoksa toplum ne hale gelir düşünsenize..O bahsettiğiniz öğretmenlerden, hocalardan her okulda var ne yazık ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef... Bazen yaptıklarımızın başkaları üzerindeki sonuçlarını da düşünmemiz gerekir, sonuçta bizi insan olma ayrıcalığında tutan nedenler bunlardan ibaret.

      Sil