Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

4 Aralık 2012 Salı

kitap fuarı'ndan bir günlük görüntü

Yine bir kavuşma, yine bir burukluk. Kitap fuarlarının bana hissettirdikleri özetle bu iki duygudan ibaret. Yine bir sene boyunca beklenen etkinliğin gelmesiyle memnun olurken, bir sene daha bekleyeceğimi düşününce yine içten içe bir hüzün. Aslında şöyle bir düşününce en azından Bursa gibi çevre illerdeki yapılan fuarlara da katılabileceğini düşünmüyor değil insan. Yalnız nedense İstanbul'daki hep bir başka oluyor. Ama bir ara diğer kentlerdeki kitap havasını da koklamalı.

Bu yıl fuarın bitimine bir gün kala gitme fırsatı bulabildik. Her yıl olduğu gibi bu kez de başka bir arkadaşlaydık, Metrobüs ile vardık Tüyap'a, yağmuru sorun etmeden. Bu arada arkadaşın bugün doğum günü; selam olsun... Giriş öğrenci ve öğretmenlere ücretsizdi, güzel bir haber. Sabahın 11'i olmasına rağmen gayet kalabalıktı, sevindirici bir gelişme. İster istemez ücretsiz olmasının da bunda katkısı var mı diye düşünüyorsunuz. Ne olursa olsun bu kadar kitap sevdalısını bir arada görmek güzel hakikaten. İlerleyen saatlerde zaten neredeyse mahşeri bir topluluğa dönüşüyor kalabalık, adım atmak güçleşiyor. Ayrıca öğretmenler günü idi ve bazı stantlarda öğretmenlere özel indirimler yapıldığını fark ettim. Nedense hediye verenini göremedim...


Girer girmez bir etkinlik kitapçığı aldık ve planımızı yaptık. Önce ilk salonu şöyle bir geziverdik, ardından sanat sergilerinin yapıldığı salonu ziyaret ettik.. Sanki sanat fuarı sönük mü geçiyor ne. Hangi sene gelirsek gelelim hep bir şeyler eksik, ruh yok gibi. Bana kalırsa hiç yapılmamalı eğer bu şekilde geçecekse. Sanat vakıflarının veya diğerlerinin yaptıkları sergiler ve etkinlikler çok daha canlı oluyor.

Karnımızı doyurup tekrar gezintiye başladık. Kitaplar aldık, bazılarına şöyle bir göz gezdirip yerine bıraktık; belki başka zaman başka bir yerde. Bir de kahve molası verdikten sonra Yekta Kopan söyleşisine katıldık. Gerçekten güzel bir sohbet oldu, okuyucu verileri üzerine istatistikî bilgiler ışığında gerçekçi bir sohbet. Bize öykülerinden bazılarını okudu ve de bazı diğer yazarların kitaplarını tavsiye etti, notlar tuttuk. Sonrasında sorulara geçildi, güzel sorular vardı, soranlardan biri de bendim. Sıcak ve samimi bir şekilde karşılıklı atışmalarımız salonun da hoşuna gitti sanırım. Bana iki kitap hediye edeceğini söyledi, hoşuma gitmedi değil. Sonrasında apar topar kitabımızı imzalatmak için yanına gittik. Hediyelerden bahsedince şu an veremeyeceğini söyledi, sağlık olsun dedik...




Zamanımız gittikçe azalıyordu, bu nedenle arkadaşla ayrılarak farklı bölümlere karıştık. O bazı kitaplarını daha yazarlara imzalattı. Ben de bu sırada yakın arkadaşım Kayahan Demir'in imza standına geldim. İlk kitabı Çağdaş Esaret Kampı, Yakın Plan Yayınevi'nden çıkarıldı. Kendisini canı gönülden destekliyorum. İmzalayarak hediye ettiği bu gerilim türü öykü kitabını da en kısa sürede okuyacağım. Kısa sürede çoğu kitabevinde bulunabilir hale geldi zaten. Umarım her şey gönlündeki güzelliklerce olur.

Yavaş yavaş havanın kararması ve yağmurun hızını arttırması ile bizde de baş gösteren yorgunluk dönüş vaktini fısıldamaya başlamıştı. Yeni fuarlar ve yeni dostlarla karşılaşmak dileğiyle.

Herkese keyifli yazmalar ve okumalar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder