Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

15 Aralık 2012 Cumartesi

albert camus - yabancı

"Bugün annem öldü, ya da belki dün. Bilmiyorum." İşte bu duyguyla ya da daha doğrusu duygulardan arınmış bir zihnin ürünü bu cümleyle başlıyor Albert Camus'nün meşhur Yabancı'sı. Ve varoluşçuluğun ve zaman zaman absürt akımın izleriyle romanın konusu süregeliyor.

Cezayir doğumlu yazar Albert Camus'den biraz bahsedecek olursak, 1913'te Alsaslı bir baba ve İspanyol bir anneden dünyaya geldi. Bir yıl sonra 1914'te Dünya Savaşı'nda babasını kaybetti. Kendisini okutabilmek için annesi evlerde hizmetçilik yapıyordu. Cezayir Üniversitesi'nde öğrenimine devam ederken vereme yakalandı. Bundan sonra felsefe öğrenimi üzerine çok az yoğunlaşabildi, geçimini sürdürebilmek için çeşitli işlerde çalışıyordu. Bir dönem çalıştığı bir gazete bir süre sonra ticari bir amaç gütmeye başlayınca gazeten ayrıldı, sonraları bir başka filozof Jean Paul Sartre ile tanışmış ve iyi birer arkadaş olmuşlardır. Tabi bir müddet sonra siyasi düşüncelerindeki bazı farklılıklar nedeniyle dostluklarına da gölge düşmüş ve birbirlerinden uzaklaşmışlardır.



Sartre ile olan dostluğunun da etkisiyle varoluşçuluk akımının iyi bir mensubu yapması ve Amerika'da dahi bunun üzerine dersler vermesine rağmen hiçbir zaman tam olarak ne varoluşçu ne de absürdist olduğunu kabul etmemiştir. İlk romanı olan Yabancı'da aslında her iki akımında izlerini görebiliyoruz. Bu nokta bir hatırlatma da yapalım; Camus 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır.

Kitabın kısa tanıtımına göz atalım:

"Albert Camus"nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan "Yabancı", aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir "varlık"ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi "Meursault", bir simge kahraman değildir, "adı" olmayan bir "Yabancı"dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma... Camus'yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. "Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir," der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.

Romanı okurken kitabın isminden de anlaşılacağı gibi baş karakterin yaşadığı dünyaya ve yaşananlara yabancılaştığını görüyoruz. Daha ilk cümle dahi bize gösteriyor. Annesi ölmüş ve bu konuya gayet yabancı. Şunu da söylememiz gerekiyor, annesinin ölümüne karşı ilgisiz değil ya da hayatı boyunca yaşadıklarından dolayı bir alışmışlık ya da bunlardan duyduğu bıkkınlık değil ona bu sözleri söyleten, sadece ölümün var olduğundan ve bir gün olacağından zaten emin, bu nedenle bu ölüme kaygısız.

Karakterimizin bir idam cezası var, birini öldürüyor ve bu cezaya layık görülüyor. Fakat öldürme sebebine bakıyoruz; güneşten rahatsız olmuş ve adamı öldürmüş. İdam cezasını alma sebebine bakıyoruz; hakim güneş yüzünden adam öldürmesine anlam verememiş ve aynı zamanda yaşama kaygısız olmasına da sinir oluyor, cezası idam. Bunlar aynı zamanda absürd akıma da örnekler.

Sartre ile aralarında bir karşılaştırma yapıyoruz ister istemez, (özler ve tözlerden bahsederek varoluşçuluk felsefesi üzerine uzun uzadıya konuşmadan tabi) Sartre'ın eserlerinde insanlarla kaynaşmaya çalışan bir varoluşçuluğa rastlıyoruz. Camus'de ise kendine dahi yabancılaşan bir durum söz konusu.

Kitabı her okura tavsiye ederim. Hangi tür daha çok ilginizi çekerse çeksin Yabancı'yı okumanızda fayda var, farklı bir dünyaya göz atmak bize farklı bakış açıları da kazandıracaktır. Yazarın diğer tavsiye edeceğim bir kitabı da Düşüş.

Bir sayfasında ayracı bırakıp rafımızda bekletmeden, keyifli okumalar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder