Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

26 Kasım 2012 Pazartesi

geçmiş tadında uzun hikâye

Öykü ve romanların filmlerini ve özellikle okuduklarımınkini muhakkak gösterime girdiğinde izlerim. Nitekim Mustafa Kutlu'nun aynı adlı öyküsünün filmini de gösterime girdiği ilk hafta izleme fırsatı buldum. Tabi yaptığım seyahatler ve okulların açılması, ardından sınavlar ve diğer odaklandığım işler nedeniyle yine gecikmeli bir yazıyı çok da geçmeden kaleme alayım istedim.


"'Uzun Hikaye'; 1940’lı yıllarda ufacık bir çocukken dedesiyle Bulgaristan’dan göçerek Eyüp’e yerleşen Bulgaryalı Ali’nin (Kenan İmirzalıoğlu) hayatını anlatıyor. Hikaye; 1950’li yıllarda Bulgaryalı Ali’nin delikanlılık çağlarında Eyüp’te yazlık sinema işletmecisinin kızı Münire (Tuğçe Kazaz) ile birbirlerine sevdalanıp kaçmaları ile başlıyor.
Gözlerinin içindeki kocaman gülümseyişiyle gittiği her yeri güzelleştirme isteği olan Ali’nin karşı koyamadığı eşitlik ve adalet tutkusu da işin içine girince; Münire, biricik oğulları Mustafa ve Ali gittiği her kasabada hayatın farklı bir yüzüyle tanışıyor.
1960’lı yıllardan 1970lerin sonuna kadar uzayıp giden, demir yolları boyunca devam eden ve kasaba kasaba süren “Uzun Hikaye”; kimi zaman hüzünlü ve iç burkan, kimi zaman neşeli ve coşkulu, kimi zamansa heyecanlı ve romantizm yüklü bir macerayı anlatıyor…"



Osman Sınav'ın yönetmenliğinde Kenan İmirzalıoğlu, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Zafer Algöz, Cihat Tamer, Mahir Günşıray ve Mustafa Alabora gibi önemli oyuncular ile çekilen film bana göre son yılların en iyi yerli filmiydi. Ülkemizde çok iyi filmler yayınlanıyor, fakat benim için Uzun Hikâye bambaşka güzellikte olmuştur. Özellikle Kenan İmirzalıoğlu ve Altan Erkekli olmak üzere oyuncuların olağanüstü performansı gerekse yönetmenin ve ekibinin aynı güzellikte çıkardığı iş, kurgu, ışık, senaryo ve gerekse de bizi o göremediğimiz sıcak geçmişe götürmesi, o hep bahsedilen, ama yaşayamadığımız güler yüzlü ve içten toplumun samimi bir biçimde yansıtılması, sürekli beni gülümseten hoş sahneler, baş karakterin her şeye rağmen umut dolu ve gülümsemesini biliyor olması ve büyük küçük her yaştan arkadaşlığın saflığı beni bu yorumu yapmaya itti diyebilirim.

Edebi bir eseri okuyucu elbette kendi hayal dünyasında tasarlar ve kendi edebiyat denizinde yüzdürür. Renkler kişinin istediği gibidir. Bu nedendir ki bu eserlerin sinema sürümlerinden genellikle buruk ayrılırız. Fakat bu film benim okyanusumda yüzüyor olmasa bile kendini sevdirecek başka bir su kaynağında yüzdürülmüş.

Oyuncu kadrosu iyi iş çıkarırken Tuğçe Kazaz da onlara kendi performansının üstüne çıkarak (fakat bu bile onlara çok yakın olmayacak şekilde) eşlik etmeye çalışmış.

Filmin DVD'si çıktığında edinip tekrar izleyeceğim. Aynı zamanda arşivimde bulunmasını istiyorum. Tüm sinemaseverlere de gözüm kapalı tavsiye ederim.

İyi seyirler...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder