Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

15 Ekim 2012 Pazartesi

çanakkale çocukları

Sinan Çetin'in yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptığı Çanakkale Çocukları'nı iki hafta kadar önce izledim. Oyuncu kadrosunda da hayli önemli diyebileceğimiz kişiler vardı. Filmin merkezi mekânı Çanakkale Savaşı olunca ve de bir hayli yazılı ve görsel mecrada reklamları dönünce ister istemez çoğu kişi filmi merak ediyor.

"Avustralya asıllı İngiliz vatandaşı olan Kathrine 1. Dünya Savaşı'nın alevlendiği yıllarda İttihat ve Terakki örgütünün öne çıkan adamlarından olan Kasım Bey ile evlidir. Bu evlilikten de Osman ve James isimli iki erkek çocuk dünyaya getirmiştir. Babaları Kasım Bey, Osman’ı madenleri tanımaya, James’i ise eğitim için İngiltere’ye yollamıştır. Fakat Kathrine çocuklarından ayrıldıktan sonra rahat uyku uyuyamaz ve karabasanlar görmeye başlar. Özellikle iki kardeşin karşılıklı savaştığını ve birbirini öldürdüğünü görür her seferinde. Kasım içinse vatan ve millet sevgisi her şeyin üstündedir. Kathrine, kocasının karşı çıkışlarına rağmen Çanakkale'de savaşın devam ettiği cephenin yolunu tutar... 
Çanakkale Savaşı'nda yaşanan trajediye yeni bir açıdan bakan Sinan Çetin bu filmde karşılıklı iki tarafın bakış açısını gözler önüne seriyor. Sinan Çetin imzalı yapımda Haluk Bilginer, Oktay Kaynarca, Wilma Elles, Cemo Çetin, Yavuz Bingöl gibi tanınmış isimler rol alıyor. İki farklı cephede savaşan iki askerin ve bir annenin zamana karşı verdiği bu ölüm kalım savaşını, bu savaşın en karanlık anlarında duygusal ve yürek sızlatan bir öykülerini perdeye aktarmış film."



Filmin konusuna şöyle bir değinmek gerekirse, İttihat ve Terakki'nin önemli bir adamı gibi görünen Kasım Bey ve Melbourne'de tanıştığı İngiliz eşi Kathy'nin iki oğlu Osman ve James savaş savaşın iki ayrı cephesinde siper almış ve anne Kathy'nin rüyasında gördüğü üzere fark etmeden birbirlerini öldürmüşlerdir. Kathy'nin zorlamasıyla Kasım'la beraber cepheye giderek oğullarını aramaya başlarlar.


Film başladığında ben bir belgesel havasında geçeceğini düşünmeye başlamıştım. Sonrasında bir tiyatro sahnesine daha çok benzettim filmi ve çekim alanlarını. Bu şekilde filme sanatsal bir hava verilmeye çalışıldığını görüyorum. Nitekim bu tarzda, fakat çok daha iyi yansıtılmış yabancı filmler de izlemiştim.

Çocuklardan biri tam bir Anadolu çocuğudur, diğeri de asilzade bir İngiliz gibi yetişmiş görünüyor ve ikisi de kendi cephelerinde savaşma isteklerinden vazgeçmiyorlar. Ve bir anne cepheye geliyor çocuklarını arıyor. Şimdi burada tabiki bize gösterilen bir nokta var, Kasım Bey önemli bir adam olduğu için torpille savaş alanına kadar gelip çocuklarını arayabiliyor, hatta isterse onları cepheden alacak. Halbuki orada savaşan binlerce genç var ve onların da anaları babaları var, onlar da çocuklarının savaşmasını istemeyecektir. Yani burada siyasetçilerin kendi evlatlarını kayırma girişimlerine belki de bir örnek görüyoruz hiç de o şekilde yansıtılmak istenmese de.


Ayrıca biraz hayali yani fantastik öğeler de yok değil. Annenin olan bitenleri rüyasında görmesinin dışında da çok büyük güçleri olduğunu görüyoruz, ama filmi izlemeyenlere senaryo anlatmak istemediğimden izlediğiniz takdirde bizzat kendinizin görmesini tercih ederim.

Bunun dışında göze çarpan en önemli konu, savaşın kötü olduğu, herkesin barış yapması gerektiği ve kimsenin ölmesinin istenmemesi. (Göze çarpan derken zaten konu da bu.) Fakat şöyle bir hata var, bizim ülkemiz işgal edilen konumda ve elbette bir şekilde vatanı savunmak için savaşılmak zorundaydı. Haklı nedenler için ve de hiçbir farklı çözüm yolu bulunmuyorsa, bir millet saldırıya uğramışsa mecburi bir savunma hattı oluşturmalıdır. Lakin filmde her iki taraf da kötü gösteriliyor. Sadece bir iki noktada bizim tarafın daha insancıl olduğu gösteriliyor, yine de savaşan taraflar haksız ve aynı derecede kötü insanlarmış gibi sunuluyor. Tabi cephedeki insanlar masum, ama onları oraya gönderenler değilmiş gibi. Ancak dediğim gibi bir Çanakkale cephesi kurmasaydık, en azından onları durdurmayı denemeseydik, daha neler kaybedilecekti, bununla beraber kapılarımızı açıp bizi yönetmelerine izin verseydik, durum yeni nesillere nasıl izah edilecekti?

Denilebilir ki Osmanlı 1. Dünya Savaşı'na girmeseydi o zaman, fakat o kadar basit değil. Osmanlı girmeseydi inanıyor musunuz Anadolu işgal edilmeyecekti? Onun haricinde, tabi ki zamanında durup dururken Osmanlı'nın saldırıp fethettiği yerler oldu. Tabiki de bunların destekçisi değilim, savaş meraklısı hiç değilim yanlış anlaşılmak istemem, sadece savaşın her iki cephesinin de suçlu olduğunun anlatılması doğrusunun yanlış savaşta gösterildiğini savunuyorum.

Filmi beğenip beğenmediğimi soracak olursanız, Haluk Bilginer ve Cemo Çetin'in oyunculukları dışında pek zevk almadan izlediğim bir film oldu diyebilirim. Özellikle Cemo Çetin tipik bir Anadolu çocuğunu bize yansıtabilmiş. Bu arada Kathy karakterini canlandıran Rebekka Haas Çetin'in Sinna Çetin'in eşi, Osman ve James'in de oğulları Cemo ve Orfeo Çetin olduklarını belirtelim.

İyi seyirler...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder