Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

8 Temmuz 2012 Pazar

beklentimin altında bir örümcek adam: the amazing spider-man

Son yıllarda hızla çoğalan süper kahramanlı filmlerin en sevilen karakterlerinden biri olan Örümcek Adam'ın yeniden çevrimi iki gün önce gösterime girdi: The Amazing Spider-man. Öncelikle Hollywood sinema endüstrisinin en çok para getiren projelerinin artık bu tür çizgi roman yapımları olduğunu da ekleyelim. İnternet üzerinden araştırma yaptığınızda bir önceki Spiderman serisinin açtığı yeni teknoloji kahramanlı yapımlardan sonra eski yapımların aksine çok daha fazla popüler ve getirisi yüksek yapıtlara dönüştüler. Ve de ölümünün ardından Oscar'ı almaya da hak kazanan Heath Ledger'in can verdiği Joker karakterinin de yer aldığı yeni Batman serisinin ikinci filmi olan The Dark Knight da şu ana kadarki en çok gişe yapan kahraman filmi olarak duruyor. Bakalım dünya çapında Superman ile birlikte en çok sevilen karakter olan Spiderman bu başarıyı geçebilecek mi?

"Peter Parker gerçek ailesi tarafından terk edilmiş dayısı ve yengesinin büyüttüğü dahası sosyal hayatta zayıf karakterli, lise çağında bir gençtir. Her ergenin yaşadığı "ben kimim?, nereye aitim?" sorunları daha derin sormaktadır. Bir yandan da Gwen Stacy'ye kör kütük aşıktır. Bir gün babasına ait bir çanta bulan Parker, anne ve babasının ortadan kaybolmasının ardındaki sırları çözmeye karar verir. Karşısına Oscorp şirketi ve babasının eski ortağı olan Dr. Curt Connor’ın laboratuvarı çıkar. Artık hiçbir şey Peter Parker eskisi gibi olmayacaktır... 
Aşkın (500) Günü filmiyle izlediğimiz Marc Webb'in yönettiği ve önceki Örümcek Adam filmlerinin de senaryo grubunda bulunan Alvin Sargent, Steve Kloves ve James Vanderbilt'in senaryosunu yazdığı filmde Andrew Garfield Peter Parker'ı (Örümcek Adam), Emma Stone Gwen Stacy'i, Rhys Ifans Dr. Connors'ı, Martin Sheen Ben Amca'yı, Sally Field May Hala'yı ve Denis Leary de George Stacy'i canlandırıyor."


Gişe olarak kesin bir şey söyleyemem ama -sadece ülkemizde değil, dünya genelinde de beklemediğiniz bir film rekortmen olabiliyor- gerek oyunculuk gerekse yapımı ve senaryosu olarak The Dark Knight ile kıyaslanabilecek düzeyde bir film olmadığını söylemekte sakınca görmüyorum.

The Amazing Spider-man'de başrolde, yani Örümcek Adam rolünde Andrew Garfield'ı görüyoruz. Genç oyuncunun sadece kendisine söylenenleri yaptığını ve herhangi bir insiyatif kullanarak rol kesmediğini söyleyebilirim. Bu yüzden ortaya öyle ismi gibi (Amazing) hayranlık uyandıracak kahraman çıkmamış. Zaten filmin senaryosu da buna itiyor açıkçası. Aslında bir önceki seriye göre çizgi romanlarına daha yakın bir görüntüde son film. Bu açıdan ele alırsak kahramanın aslına bağımlı kalarak zayıf ve az kaslı olması daha gerçekçi duruyor. Aynı zamanda Örümcek Adamın düşmanlarıyla kavga ederken bir yandan oonlarla alay etmesi ve onlara sözlü sataşmalar yapması açısından da aslına yakın -her ne kadar yeterli olmasa da- demek yanlış olmaz.

Bu seride değişen temalardan biri de kahramanın sevdiği kız. O da yine çizgi romanlarda Örümcek Adam'ın ilk aşkı olan ve filmde Emma Stone tarafından canlandırılan Gwen Stacy. Emma Stone, bana göre Andrew Garfield'dan daha iyi bir oyunculuk göstermiş. Ama onun da senaryo ve özellikle diyaloglara kurban gittiğini söyleyeyim. Peter ve Gwen arasındaki diyaloglar o kadar anlamsız ve yetersiz ki hayret ettim. Onların dışında diğer karakterler arasındaki diyaloglar da derinlikten uzak.

Filmin başlarında tıpkı yeni Batman serisinde olduğu gibi karakterin geçmişine ve kendi iç hesaplaşmalarına inme gayreti de gözlemedim değil. Tabi ilk seriden farklı bir çizgiye inmeleri gerektiğinden ve de daha çok fark yaratma isteğinden ileri geliyor bu durum. Yine farklılıklardan biri de kostüm. Bana göre yeni kostüm daha güzel olmuş. Çizgi romanla benzer özelliklerden ve ilk serideki saçmalığa son veren bir diğer detay ağ atıcılar. İlk filmde Örümcek Adam'ın bileklerinden gelen ağlar yerini Peter tarafından tasarlanan bir mekanizmaya bırakıyor olması gerektiği gibi. Yönetmen Marc Webb yer yer farkını gösterse de bence bu işin altından kalkamadı. Gerçi ona sunulan bütçe de sanırım yeterli değildi. Bu nedenle aksiyon sahneleri de yeterli  sayıda değil, ama hakkını verelim; mevcut aksiyon sahneleri beklentim düzeyinde olmasa da başarılı diyebilirim. Yine de 500 Days of Summer gibi bir filmin yönetmeninden üst düzey bir film bekliyorsunuz açıkçası. Halbuki iki film birbirinden o kadar uzak tarzlardaki. Sadece geçmişte başarılı bir iş yapmış olması, bu işinde de güzel bir proje sunmasını beklettirmişti bana.


Amcası Ben Parker'ı da unutmayalım. Yine ilk filmdekine benzer bir nedenle akıbetine sürükleniyor. Osborn ailesinin üyeleri de henüz gösterilmemiş olsa da film boyunca varlıklarını hissediyoruz. Serinin devamına saklanmışlar gibi, diğer karakterlerle birlikte.

Bu arada filmdeki Captain Stacy, ilk serideki Green Goblin'e ne kadar da benziyordu, yoksa bana mı öyle geldi. Williem Defoe ve Denis Leary'i benzeten tek kişi miyim acaba?

Son olarak yüksek beklenti içinde sinemaya gitmezseniz hoş bir vakit geçirebileceğinizi söyleyebilirim. Tahminim serinin devamının daha iyi olacağı ve oyuncuların da rollerine daha iyi oturacağı yönünde.

İyi seyirler...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder