Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

27 Kasım 2011 Pazar

biz seninle

körpecik duygularımızla sevmeyi
şaşmaz yasalarla düzenleyip de
aşk dediğimiz şeyi aslında
yanlış tanımladık biz seninle

25 Kasım 2011 Cuma

sanatçı gözüyle bakabilmek

Herkes az çok bilir; belki... Ama bazen, bazı şeyleri daha duru görmek ya da daha iyi kavramak için var olunan ortamdan, yaşanılan toplumdan şöyle bir uzaklaşmak ve olaylara öteki pencerelerden bakmak gerekir.

Bir gün Guernica'da ağlayan insanları ve savaşın yol açtığı felaketi resmeden Picasso'nun atölyesine bir Alman komutan uğrar. Tabloya uzunca baktıktan sonra ressama, "Bunu siz mi yaptınız?" diye sorar. Picasso yanıt verir. "Hayır, bunu ben değil, siz yaptınız!"

21 Kasım 2011 Pazartesi

istanbul kitap fuarı'nda hareketli ve bereketli bir gün

Son haftam, yılın en önemli edebiyat etkinliklerinden biri olan İstanbul Kitap Fuarı'na yalnızca bir gün katılabilmiş olmamın burukluğunu yaşarken, diğer yandan hiç gidememekten daha iyi olduğunu düşünerek, o günü anımsayarak burukluğumu yatıştırmakla geçti diyebilirim. Neredeyse bir önceki fuardan bu aya kadar fuarı iple çekmiş, her güne belli etkinlikler, imza günleri, söyleşiler planlamıştım; fakat bazen planlarınız tutmayabiliyor, en azından edindiklerine mutlu olmak gerekiyor; e kimileri buna hayat da diyebiliyor. Koca dokuz günden birinde fuara katılabilmeme rağmen olayı iyice tükettim diyebilirim.

9 Kasım 2011 Çarşamba

son mektup - giriş


          Birkaç saattir uyanık olduğu halde yatağından kalkmamış, önündeki zarftan gözlerini alamamıştı. Zarfın içindekinden açık bir izahat ummuyordu. Belki rahatlatıcı ufak bir not iyi düşünmesini sağlayabilirdi.

yapasım var...

Geleceğe dair hayallerimi, geçmişe ait anılara dönüştüresim var...

7 Kasım 2011 Pazartesi

"umut: düş mü, gerçek mi?", kitap fuarı yaklaşıyor

TÜYAP - Türk Yayıncılar Birliği işbirliği ile 30. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 12-20 Kasım 2011 tarihleri arasında bizlere kapılarını açmaya hazırlanıyor. Açılışını Mısır ve Türkiye'nin kültür bakanlarının yapacağı İstanbul Kitap Fuarı'nda yine son derece önemli yerli ve yabancı yazarlarla birlikte gerek yurt içi gerek yurt dışından birçok yayınevi ve telif ajansları ile buluşabileceğiz. Ana tema da "Umut: Düş mü, Gerçek mi?" olarak belirlendi.

anadolu kartalları 100. yıl şerefine

Cumhuriyetimizin 88. yıl dönümünden bir gün önce, 28 Ekim 2011'de gösterime giren Anadolu Kartalları filmi son günlerde fazlasıyla konuşulmakta. Dürüst olmak gerekirse filmden büyük bir beklentim yoktu, çünkü beklentiye girersem seyrettiğim en iyi filmlerle kıyaslama hatasına düşebiliyorum. Bu da genellikle hayal kırıklığı yaşatabiliyor bana, sinema çıkışında.


Film ile ilgili birkaç noktaya değinmeden önce her zamanki gibi tanıtım yazısını paylaşayım.



3 Kasım 2011 Perşembe

il y a lire et lire... okumak var, okumak var...

Son günlerde, ünlü Fransız yazar ve edebiyat eleştirmeni Jean Guéhenno (1890-1978)'ya ait olan bu sözle pek çok kez karşılaşmış bulundum; derste olsun, sınavda olsun. Son derece basit bir şekilde söylenmiş bir cümle gibi görünse de üzerinde çokça kez düşünülmesi gerektiğine inanmaktayım. Öncelikle bu tezini anlatışını ve verdiği örnekleri inceleyelim derim.


Jean Guéhenno'ya göre birçok kişi, sadece can sıkıntısını uzaklaştırmak için okuyor; içinde bulunduğu zamanı anlatıyor olsa da bu durum günümüzde de geçerliliğini sürdürmekte; tıpkı radyo dinlemek, televizyon izlemek ya da gazete sayfalarına göz gezdirmek gibi. Ve buna ek olarak da diyor ki: "Il y a lire et lire - Okumak var, okumak var." Bu savından bahsederken iki tür okuyucu olduğunu belirtiyor; biri gerçek okuyucu ve diğeri ise budala okuyucu. Tabi budala okuyucuyu doğrudan sıfatlandırmıyor da budalaca okuyanlardan mecazen bahsediyor ve daha sonraki açıklamalarından anlıyoruz ki ikinci tür okuyucuya budala demek istiyor. Daha önce kendisiyle ilgili pek bir fikrim olmamasına rağmen bu tanımını okuduğumda bir eleştirmenden tam da bekleneceği şekilde cüretkârca bir tavra sahip olduğunu gördüm.