Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

29 Eylül 2011 Perşembe

yapasım var...

Hayatım boyunca tanıdığım tüm insanları bir salona toplayıp, benden götürdüklerini geri alasım var...

27 Eylül 2011 Salı

"e"yi gölgelere saklayan yazar: georges perec

İnsanların hayatlarını değiştiren en büyük etkenlerdir; coğrafyalar, kökenler, yalnız bırakılışlar ve elbette ölümler. Şöyle bir düşünün kulağınıza okunan isim hangi dilin anlamlarına çağrı yapıyor, İçinde kaç tane ünlü ve ünsüz harf var.

Bize verilen isimler yerimize soruyor bazı soruları ve bazen de cevaplıyor yarım ağızla. "Ben kimim, geldiğim yer neresi ya da nereye gidiyorum; bana sunulan hayatın anlamı ne; ayrıca gittikçe daha da yaklaştığım ölüme, onu umursamıyormuş gibi sırtımı dönmem neden?" gibi bir çok soruya karşılık gelen deliller belki,  tüm bunlar onun için de geçerliydi.

Aslen Polonyalı kökenli olan, büyük bir savaşın kendilerinde bıraktığı yıkımın izlerini geride bırakıp, yeni bir başlangıç yapmak adına Paris'e göç eden bir aileden geriye kalan bir bir hikayeyi paylaşıyorum bugün. 7 Mart 1936 tarihinde sıradan bir Paris evinde, savaşın göbeğinde, Perec ailesi tüm bu olan bitenlerin dışında birazcık mutluluğu avuçlamak için tek çocuklarını dünyaya getirmeye karar vermişlerdi. Georges Perec'i yani...

20 Eylül 2011 Salı

malûmu görmek - bölüm 2



          Günler birleşerek haftaları, haftalar birleşerek ayları harcadıkça kalbim, sahip olduğu boşluğun beynim tarafından resmen tanınması için isyan başlatmıştı, en başta dolaşım sistemimde; antikorlar artık çarpışamıyordu bu yabancı düşmanla, isyan solunum sistemime de sıçramıştı; kimi zaman nefes almakta zorlanır olmuştum, bu boşluk yeni bir tatla dolmak istiyordu artık, hiç denenmemiş bir duyguyla; “İhtiyacın olan bu!” diyorlardı hepsi birden bana, hücre duvarı birliği etmişçesine. Vahşi doğada yabancılar hoş karşılanmaz, tehdit olarak görülür ve gereği yapılır, ben de yapmalıydım gerekeni. Ama bir şeyi bilmeliydim; ben vahşi doğanın bir parçası mıydım, yoksa yabancısı mı?

18 Eylül 2011 Pazar

malûmu görmek - bölüm 1



          Nisan soğuğu… O hepimizi oltaya düşüren ay değil miydi, nisan? İşte bu düzenbaz gök titretirken tüm şehri, devasa bir boşluğun kenarında duran ben, benzersiz bir oyunun hain tuzaklarına mı kurban olacağım?
       Tüm kent uzanıyor ayaklarımın altında varlığımdan habersiz, görebiliyorum… Görebiliyorum, terk edilmiş sokakları karanlığın bu en zifiri saatlerinde. Duyabiliyorum, üşütücü rüzgârın vurduğu tenekelerden, camlardan seken ahenksiz sesleri; belki de ben yakalayamadım o ahengi; arınmışken kaba insanların gürültüsünden.
         Bir karar için hiç bu kadar itmemiştim kendimi, taraf tutmamıştım iki zıt yargıdan birine yönelik. Bir yön için istek duymamıştım hiç diğerini yok sayarak düşüncesizce, ikilemde olduğum zamanlarda. Fakat son kapı aşılmak üzere hasımlarım tarafından, bir karar vermeliyim. Birini seçmek gerek.