Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

24 Temmuz 2011 Pazar

zamansız bir yolcuyum

Zamansız bir yolcuyum ben
Hiçbir otobüse yetişemedim zamanında
Geç kaldım hep bir yerlere
Yolum önceden çizilmişti
Kapatılmıştı geçeceğim güzergâhlar
Hayallerim gibi aksak bariyerlerle…


Sokakta geçen son işçiyim ben
Çoğu zaman
Camdan sarkmış teyzelerin konusuyum…
Uzun ve tedariksiz bir yoldan gelmiş
Okul sıralarında
Hayallerini eylemsiz defterine not eden
Kendini hocalarına bir türlü sevdiremeyen
Derse geç kalmış bir öğrenciyim ben


Gelin adayının çeyizini çürütmüş bir güveyim
İbret oldum hep anne sözü dinlemeyen çocuklara
Ne ben sevdim babaları, ne babalar beni…




17 Temmuz 2011 Pazar

insanoğlunun acizliği

Doğrusu insanoğlu acizdir. Acizdir ki hiçbiri kendi ihtiyacını tamamen kendisi karşılayamaz. Bir düşünün, kaçımız kendi diktiğimiz kazağı giyeriz ki o kazağı dikmek için kullanılan iplikleri de başkaları yapmıştır. Ya da kaçımız kendi ekmeğimizi kendimiz açarız ki o ekmeği açmak için gereken unu başkaları elemiştir. Bu eskiden de, ilk çağlarda da böyleydi. İnsan hiçbir zaman kendisi için gerekli olan her şeyi üreten, bulan veya her ne eylem ise onu yapan bir varlık olmamıştır. Hep başka bir mevcudiyete ihtiyaç duymuştur. Hiçbir elde edilmiş beceri, bilgelik, ruhani olgunluk veya doğuştan gelen yeterlilik bunu gerçekleştirmeye kâfi gelmez. Bu da çok açıkça acizliktir.


15 Temmuz 2011 Cuma

harry potter neyi öğrenecek?

Bu hafta sinema salonlarında en çok konuşulan isim, Joanne Kathleen Rowling'in kaleminden türeyen Harry Potter. Kitap macerası 2007'de sonlanan serinin sinemadaki finali geçtiğimiz Çarşamba günü gösterime girmesiyle bizim de görüş alanımıza dahil oldu. Finalin ikinci ve son kısmı olan Harry Potter and Deadly Hallows: Part 2 filmini dün akşam itibariyle ben de izlemiş bulunmaktayım. Görüşlerime gelmeden önce şöyle bir zaman tüneline girelim diyorum.


Serinin ilk kitabı J.K.Rowling imzasıyla 1997'de basıldı, ilk film ise 2001 yılında gösterime girdi. Dile kolay tam 14 yıl. Bu da demek oluyor ki kitabını okuduğunda 10 yaşında olan bir hayran serinin en son yapıtını 24 yaşında izleyecek. Bunu düşününce dahi yaşlandığımı hissediyorum.

10 Temmuz 2011 Pazar

cidden neler oluyor?

Biri medyayı elinde oynatıyor, dediğim dedik kararlar alıp diğerlerini yok sayıyor,
Diğeri çocukluk ediyor, yemin vermiyor,
Ötekisi her seçimde hezimet alıyor, koltuğu bırakmıyor,
Öbürü vatandaşı eşit davranılmadığına inandırıyor, vatanından soğutuyor,
Geri kalanlar dışardan finanse edilerek yalandan parti kuruyor, yazılmış senaryonun diğer parçalarını oluşturuyor,
Bunlar mı ülkeyi yönetiyor?


cité des arts'a konuk olmak

Resim çalışmalarınızı Paris'te gerçekleştirmek ve sergilemek ister misiniz? Ya da heykel yontmayı? Cevabınız evet ise 22 Temmuz'a kadar İstanbul Kültür Sanat Vakfı'na başvurabilirsiniz.


farkındayım...

Ve artık farkındayım;

Farkındayım…
Şu hayatta nelere sahip olsan da
Hep daha başkalarını istersin
Nelere sahip olsan da
Hep kaybetmekten korkarsın.


7 Temmuz 2011 Perşembe

candan erçetin'den aranjman 2011

Onu hepimiz Hazırım albümünün çıkış parçası Sevdim Sevilmedim ile tanıdık. Ardından bir sonraki albümü (Sevdim Sevilmedim şarkısının remix sürümlerini saymazsak) Çapkın ve özellikle bu albümde yer alan Yalan isimli şarkısıyla artık kendisini kabul ettirerek adından söz ettirmeye devam etti, şarkılarını dilimize doladık. Yine Yalan için çekilen ve bir şehirlerarası otobüste geçen klip de dönemine göre oldukça başarılıydı.


6 Temmuz 2011 Çarşamba

2011 Roman, Hikâye ve İnceleme-Araştırma Yarışması (İLESAM-AKÇAĞ)

Roman, hikâye veya inceleme yazan ve eserleriyle kendini tartmak isteyenlere duyurulur. Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) ve AKÇAĞ Yayınevi, edebiyatımıza yeni eserler ve isimler kazandırma ve belki de kayıp yetenekleri bulma amaçlı, İnceleme-Araştırma, Roman ve Hikâye alanında (KİTAP DOSYASI) bu sene içerisinde yapılacak bir yarışma düzenleyeceğini açıkladı.


3 Temmuz 2011 Pazar

tutkuya dair...

Nedir dolu dolu yaşamak ya da tutkuyla sevmek diye kast edilen şey?

Bütün maceraları yaşamak mı, hep eğlenceli bir hayat mıdır… Daha iyi ve güzel anlarla, yaşantılarla geçmesi mi ömrün…

Hangisi ya da hangileri…


Yoksa bunların hiçbiri değil de yücelttiğimiz ve kutsadığımız idealler için hiç durmadan savaşmak mı…

zülfül livaneli'den serenad


Bugün, okumayı tamamladığım Serenad isimli Zülfü Livaneli’nin son kitabını tanıtmaya çalışacağım. Romanı okumayı planlayanların hevesini kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmeden, yalnızca genel öğelerine değinmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Öncelikle kitabın tanıtım yazısını paylaşalım.


“Roman okumak istiyorsanız…
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran’ın (36) ABD’den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner’i (87) karşılamasıyla başlar.

1930’lu yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile’ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.

1 Temmuz 2011 Cuma

ya öyleyse...

Ya ruh eşiniz yanınızda bir yerlerdeyse ve siz onu görmek için fazlasıyla körseniz…
Ya yalnızca o iyi geliyorsa size ve siz farkında değilseniz…
Ya sizi üzenlerin peşinden koşmanız yalnızca sevilme isteğinizse ve siz zaten seviliyorsanız…

Ya öyleyse;

Hep ararsınız kader partnerinizi sis bulutlarının ardında, kendinizden çok uzakta. Hep umarsınız eninde sonunda bulacağınızı onu, alacağınızı yazgınızdan hak ettiğiniz payınızı. Ama hiç düşündünüz mü onun aslında buğulu rüzgârların arasında değil de zaten gözlerinizden yansıdığını?