Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

25 Aralık 2011 Pazar

voltaire'den iyimserliğe yoğun bir eleştiri: candide ya da iyimserlik

Geçen hafta içerisinde ünlü yazar ve filozof Volatire'in Candide isimli kitabını okuma fırsatı buldum. Kitap Voltaire'in yaşadığı çağa alaycı bir eleştirisini barındırıyor.


Önce kitabın tanıtım yazısına bir göz atalım:


"Voltaire deyince, başta Candide ya da İyimserlik gelir akla; ve evrensel edebiyatın şaheserlerinden biri de budur. Olabilir dünyaların en iyisi'nde yaşadığımıza inanan saf bir gençtir Candide; iyimserlikle doludur. Bir talihsizlik, sevgilisinden ayırır onu ve yollara düşürür. Voltaire, hemen hemen bütün dünyada dolaştırır kahramanını. Gittiği her yerde de gördüğü, savaştır onun, acıdır, gözyaşıdır... Kötümserleşir.
"Nedir iyimserlik?" diye soranlara verdiği yanıt şu olup çıkar: "İnsanın kötü bir durumda olduğu bir zamanda, her şeyin iyi olduğunu ileri sürmesi çılgınlığı!"
Son olarak, İstanbul'a düşer yolu. Orada, bir Türk köylüsünden, çalışmanın, emeğin erdemlerini öğrenir: "Çalışmak, bizden üç büyük kusuru, can sıkıntısını, kötü alışkanlıkları ve yoksulluğu uzaklaştırır' der köylü. Buradan kalkıp boş laflara, havada tartışmalara ve gevezeliklere karşı, bulduğu şudur Candide'in: "Bahçemize bakmamız gerek!" Eser, Voltaire'in kaleminden XVIII. yüzyılın bir eleştirisi idi . Kuşkusuz, kötümserdir Voltaire, ama cesaretini yitirmemiş bir kötümser; öyle olduğu için de, eleştirirken, daha iyi bir dünyayı da sezdirir bize. O "daha iyi dünya", gerçekleşmiş değil, aptallıklara daha başkaları eklenmiş halde. Böylece, Voltaire'in eseri güncelliğini sürdürüyor."




Voltaire, asıl adıyla François Marie Arouet, hemen hemen tüm eserlerinde, kişisel düşünceleri doğrultusunda hikâyenin olağan gidişatına empoze edilmiş göndermelerde bulunmuştur. Bu durum Candide'te de mevcuttur.


Öncelikle "candide" kelimesinin Fransızca'da saf anlamına geldiğini belirtelim. Ve romanın baş kahramanı Candide de daha ismiyle Voltaire'in gazabına uğramış oluyor. Bu "saf" Candide, Almanya sınırlarında gerçekte var olmayan, uydurma bir kentin uydurma bir baronunun yanında uydurma bir şatoda yaşamaktadır. Ve baronun kızıyla olan yakınlaşması nedeniyle kovulur şatodan. Macerası da bu olaydan sonra başlar. Başına o kadar olmaz iş gelir ki akıl hocası Pangloss karakterinin öğretisi olan iyimserliğinden hiçbir şekilde kopmaz.


Filozof Pangloss'a göre olabilecek dünyaların en iyisinde yaşamaktadırlar. Yeryüzünde olanların asla başka bir biçimde olamayacağını savunur. Öyleyse olan her şey başka bir iyiye yol açacaktır. Candide öylesine absürt olaylarla karşılaşır ki gene de bu iyimserliğinden taviz vermez. Yaygın görüşe göre Pangloss karakteri Voltaire'in ünlü Alman filozof Leibriz'e göndermesidir, Pangloss aslında bire bir Leibriz'dir. Candide ve Pangloss'un başına felaketler getirerek bir yandan da isim vermeden Leibriz eleştirilir de eleştirilir. Dünyada aslında o kadar çok kötülük vardır ki bu kadar iyimser olmak ahmaklıktır Voltaire'e göre.


Candide yolculuğu boyunca Bulgarlarla savaşa girer, Avrupa'yı baştan başa dolaşır, Amerika kıtasına geçer, hatta ütopik El Dorado diyarına yolu düşer, tekrar Avrupa'ya gelir; fakirliği sonuna kadar yaşar, zenginliğin sınırlarını aşar; öldü sandığı birçok dostuyla karşılaşır; hatta iki kere öldü sandığı kişiler bile vardır; ve en son İstanbul'a hayatının aşkını, baronun kızı Cunégonde'u bulmaya gelir. Aslında tüm kitap boyunca hep ona kavuşma isteği vardır Candide'in. Hikâyenin sonunda da kavuşurlar, ama, neyse sürpriz olsun.


Voltaire'in isim vererek ya da vermeyerek eleştirdiği o kadar çok üstat vardır ki, benim şahsi görüşüm bu kitabın yazılış amacı da zaten budur. O dönemde filozoflar ve yazarlar birbirlerini eleştirmek için kitaplar yazarlardı. Voltaire de görüşlerini beğenmediği veya geçmişte kendisini eleştirmiş olan kişileri bu kitabında da alaya almaktadır. Ve benim naçizane görüşüm, bu eleştirilerinde gecikmemek, en kısa zamanda kimi üstatlara cevaplar verebilmek için kitabı aceleye getirmiştir. Bu durumu umursadığını da sanmıyorum.


Yine feodal düzeni ve dogmatik dinleri eleştirmektedir Candide'in başına gelenler üzerinden. Ama tüm bunlar yerine asıl olması gerekeni, yani kendi görüşünü Osmanlılı bir çiftçiye söyletir belki de. Kitabın sonunda da Candide noktayı koyar. Bence o cümle de sürpriz olsun, keyif kaçmasın.


Voltaire'in dilinden bahsedecek olursak, kitapta öylesine büyük olaylar, korkunç felaketler, mucizeler yaşanıyor olsa da bunlar çok basit, olağan durumlarmış gibi anlatılır. Büyük bir abartı bulamazsınız. Bu da ironik yaklaşımına bir örnektir aslında.


Çoğu görüşünü benimsemesem de hiç kuşku yok ki Voltaire yaşasaydı, ülkesinin şu anki yönetim biçimini ve malum güncel kararlarını; bir düşünceyi özgürce dile getirilmesinin önünün kapatılması durumunu ilk eleştirecek kişilerden biri olurdu. Bu sözlerle de incelemeye nokta koyalım.


Keyifli okumalar...

6 yorum:

  1. << (bazen) bir yazar, şair, ressam vs vs; yani sanatçı biri, bir eser yaratırken kimliğini çıkarıp portmantoya asar... kimliğinden, uyruğundan, hatta insanlığından bile arınır bu şekilde; çünkü eseri oluştururken artık "yaratıcı olan" asıl şey, tasarlanan ve düşünülen kahramandır... onun için sanatçı, ("bazen" diyorum yine) bir hırsız, dinsiz, vatansız, halk düşmanı gibi kimliklere bürünür; bunun yanında aksi haldeki kimliklere de büründüğü sıkça görülür...>>

    dipnot: yukarıdaki yorumu, sizin Voltaire'in görüşlerine katılmıyorum konusundaki yargınız içindi sayın Ufuk Parlak...
    neyse, bunun dışında eleştiri iyi bir çizgide verilmiş... sanırım bu eleştiriyi okuyan diğer takipçileriniz size bir "teşekkür" ederler benim gibi =)

    YanıtlaSil
  2. Yorumunuz için teşekkürler. Evet Voltaire'in katılmadığım bazı görüşleri oldu bu kitapta ve diğer eserlerinde. Mesela kendisi feodaliteye ve sınıf ayrımlarına karşı çıkmasına rağmen hiçbir zaman demokrasiyi de savunmamış, yine en iyi sistemin monarşi olduğunu düşünmüştür. Yani bir karakter kişiliği oluştururken illa kendi görüşleriyle yoğurmadığı malum. Benim katılmadığım görüşü kitaptaki herhangi bir karakterin görüşü değil, bizzat kendi fikirlerinin bir kısmıdır. Umarım anlatabilmişimdir. :)

    YanıtlaSil
  3. Güzel bir kitap yazısı olmuş. Özellikle Fransa ve ülkemizin malum gündemini de atlamamak önemli. Bu açıdan bakıldığında Fransa'nın geçmişteki itibarının hakkını vermesi için günümüzde de Voltaire gibilerine ihtiyaç duyması bir gerçek. Mutlaka okumak istediğim bir kitap, listeme aldım. Teşekkürler

    YanıtlaSil
  4. Evet, nerede özgürlük ihtilali yapan Fransa, nerede o aydınlar. Umarım eski itibarlarını en yakın zamanda yakalamayı, büyük hatalarından dönmeyi başarırlar. Bu arada kitap bir çırpıda bitirilebilecek eserlerden, okunduğuna da asla pişman etmeyecektir.

    YanıtlaSil
  5. Candide et Pangloss sont le parfait exemple de l'ironie voltairienne et de la critique sur son époque...son humour décapant dépeint parfaitement la situation de l'absurdité de la guerre et du pouvoir des rois...J'ai adoré étudier ce livre...Cela remonte à si longtemps pour moi...

    Bonnes lectures Ufuk !

    Vincent

    YanıtlaSil
  6. Selon moi, la philosophie optimiste de Pangloss est vraiement ridicule, car il y a aussi le mal dans le monde, a part la bonté

    YanıtlaSil