Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

9 Ekim 2011 Pazar

izmir saat üç... nobel yıl on sekiz...

İsveçli ünlü şair Tomas Tranströmer, 1993'ten beri her yıl aday olduğu Nobel Edebiyat ödülünde sonunda muradına erdi ve sürpriz bir şekilde ödülü kazandı. Öyle ki kendi anavatanında düzenlenen ödül töreninde kendi vatandaşları dışında kazanmasına ihtimal verilmiyordu. (Zaten genelde tahminler tutmaz.) Nitekim şöyle bir diğer adaylara baktığımızda işi gerçekten de zordu.

Örneğin İsrailli yazar Amos Oz, Filistin ile İsrail arasında barışın hüküm sürmesi için büyük çabalar sarf etmekte. En bilinen eserleri Türkçe'ye de çevrilmiş olan Aşk ve Karanlık ile Kara Kuru: Gecikmiş Bir Aşkın İtirafı romanları kendisinin dünya çapında tanınan bir edebiyatçı olmasını sağlamıştır. Bu nedenle bu seneki en güçlü adaylardan biri olarak gösterilmekteydi.


Bir diğer güçlü aday Japon roman yazarı Haruki Murakami idi. 20. yüzyılın en büyük Japon yazarlarından biri olarak gösterilen Haruki ise Türkçe çevirisi bulunan İmkansızın Şakısı isimli kitabıyla ününe kavuştu.

Müzisyen Bob Dylan da yine yüksek ihtimal verilen adaylardan biriydi. Kendisi bu ödülü kazanan ilk müzisyen olma şansını elde edemedi, fakat çoğu kişinin müzik dünyasında çoktan birinci.

Aslında en güçlü aday Suriyeli şair Adonis, asıl adıyla Ali Ahmet Sait Eşber idi. Kazanacağına bizzat ihtimal vermesem de bahis sitelerinde bile favori gösteriliyordu. Evet bahis siteleri, hemen hemen her konuda bir bahis var artık, buna alışmamız gerekiyor. Bu da belki ayrı bir konu başlığı. Adonis'e benim ihtimal vermemiş olmamın sebebi bu sene içerisinde zaten bir ödül almış olmasıydı. Her üç yılda bir 28 Ağustos'ta verilen Goethe ödülü'nü ünlü Alman düşünürün doğum gününde "Çağın en önemli Arap şairi" sıfatıyla birlikte bu sene kazanmıştı Adonis. Ve yanlışsam lütfen düzeltin, aynı yıl içinde hem nobeli hem de bir başka dünya genelinde verilen bir ödülü alan kimse yok. O yüzden benim favorim değildi ve de tahminler tutmadı. Aramızda kalsın, Tomas Tranströmer'in onca yıllık adaylığında günün birinde bu ödülü alacağına inansam da bu sene onu da favori görmüyordum.

Benim favorim müslümanlığa hakaret içeren eserleriyle büyük bir üne kavuşan ve hatta Birleşik Krallık'tan şövalyelik ünvanı bulunan Salman Rushdie idi. Belki de bu ödüllerin sadece yeteneğe ve eserlere göre verildiğine inanmam(ız) için Rushdie'nin bu ödülü hiçbir zaman alamadığını görmem(iz) gerekecek. Öyle çok komplocu bir kişiliğim olmasa da günün birinde nobel edebiyat ödülüne sahip olduğunu göreceğimize inanıyorum içten içe.

Gelelim Tranströmer'e. Kendisi İskandinavya'nın en tanınan ve en etkili çağdaş şairi. Eserleri bugüne kadar 50'den fazla dilde tercüme edilmiştir. Hatta merhum yazar Gürhan Uçkan'ın çevirisini yaptığı İzmir Saat Üç isimli de bir şiiri vardır. Her sene aday listesine bakıyorsanız diğer birkaçı ile birlikte Tomas Tranströmer'in bu ödülün gedikli adaylarından biri olduğunu anımsıyorsunuzdur. Bu da bize artık ne kadar da az üst düzey edebiyatçı yetiştiğini göstermiyor da ne anlatıyor...

İzmir Saat Üç

hemen hemen bomboş sokakta
az ilerde, iki dilenci 

birisi tek bacaklı
ötekinin sırtında taşınıyor

durdular
gece yarısı far ışığında donup kalan
hayvan gibi
sonra yürümeye devam ettiler
okul bahçesindeki çocuklar gibi
çabucak geçtiler caddeyi
öğlen sıcağında
sayısız saatler tıkırdarken uzayda

mavi parıldayarak kaydı geçti
dubaların önünden
kara süründü ve büzüldü
taştan dışarı bakarak
beyaz bi fırtına olup esti gözlere

nalların altında ezilince saat üç
ve karanlık ışık duvarını çalınca
uzandı şehir...
denizin kapısının ayaklarına
ve parıldayarak
akbabanın keskin gözlerinde


Tomas Tranströmer  (Çeviri: Gürhan Uçkan)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder