Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

3 Temmuz 2011 Pazar

zülfül livaneli'den serenad


Bugün, okumayı tamamladığım Serenad isimli Zülfü Livaneli’nin son kitabını tanıtmaya çalışacağım. Romanı okumayı planlayanların hevesini kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmeden, yalnızca genel öğelerine değinmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Öncelikle kitabın tanıtım yazısını paylaşalım.


“Roman okumak istiyorsanız…
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran’ın (36) ABD’den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner’i (87) karşılamasıyla başlar.

1930’lu yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile’ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.


Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad'da Zülfü Livaneli’nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.”

Genel anlamda bu tanıtım yazıları çok büyük bir beklenti oluşturacak şekilde hazırlanır ve okuyucuların dikkatini üzerine çeker. Kitap okumaya yeni başladığım yıllarda birçok kitap bu nedenle bende hayal kırıklığı oluşturmayı başarmıştı. Belki ileride bu kitaplar hakkında da eleştirel yazılar yayınlayabilirim, ama şimdilik isim vermeyeyim.

Serenad ise ne kendisinden daha çok şey beklememize fırsat verecek bir tanıtımla sunuluyor ne de kendisine olan ilgiyi azaltacak bir şekilde kitapçılarda yerini aldı. Bir kitabın başarılı olabilmesi için yapılması gereken en önemli adımlardan birisi, okuyucudaki ilk intiba ve son düşünceler karşılaştırmasından olumlu bir sonuç alabilmek için kitap içeriği ve tanıtımının olabildiğince alakalı olmasını sağlamaktır. İşte Livaneli’nin Serenad’ı bu dengeyi sağlamayı başarıyor.

Şunu da en baştan söyleyeyim; biraz duygusal yapınız varsa kitabın bazı bölümlerinde gözlerinizin dolacaktır, hatta aşırı hassas iseniz ağlayabilirsiniz de benden söylemesi. Gelelim hikâyeye; tanıtımında da bahsedilen Maya Duran karakteri, tam bir Anadolu insanı. Şu açıdan söylüyorum; babaannesi Ermeni, anneannesi Kırım Türkü. İkisi de diğer tüm Anadolu halkları gibi acılar yaşamış. -Yazarın, bir yandan da aşılamaya çalıştığı hümanizmi bu öğelerle de süsleyerek, kavramı aktarış biçimine zenginlik kattığı görülüyor. Yine hümanizmin anlatılan birçok hikâyede vurgulandığını görebilirsiniz.- Başkarakterimiz Maya, İstanbul Üniversitesi’ne konuşmacı olarak katılan Maximilian Wagner’i ağırlamakla görevli. Çok sonraları anlıyoruz ki Maximilian’ın İstanbul’a gelmesinin tek sebebi bu değil. Hatta peşine düşen gizli kişilikler de var, fakat ayrıntıya girerek heyecanınızı kaçırtmayayım. Ama şu kadarını söyleyeyim; geliş sebebi bir yandan da kitaba ismini veriyor.

Romanda hüzünlü bir aşkın öyküsüyle de karşılaşıyoruz. Sahipleri yıllar önce ayrı düşseler de aşkın hâlâ yaşamını sürdürebilmesi etkileyici. Yalnız beni en çok meraklandıran, kitabı edinip okumamı sağlayan yakın tarihimizde yaşanan bazı olayların gizli gerçeklerini sunduğunu bilmemdi. Ve gerek Struma Gemisi olsun –II. Dünya Savaşı’nda Yahudileri taşıyan ve Marmara Denizi’nden geçen bir gemi-, gerekse Mavi Alay olsun –yine II. Dünya Savaşı’nda çarpışan Kırımlı Türkler- bilinmeyen yönleriyle karakter temelli olarak okuyuculara aktarılması, hanesine bir artı daha atmamızı sağlıyor.

Eleştirebileceğimiz birkaç nokta da var tabi. Örneğin bir hikâyeyi o kadar güzel aktarıyor ki sayfalarca sürse de okutmaya devam ediyor, fakat bir başka hikâyede aynı sürükleyiciliği göremiyoruz. Bu en başta da belirttiğim beklenti konusundaki bir eksiklik. Ayrıca yazarın erkek olmasının dezavantajını kadın başkarakterin duygularını yansıtma biçiminden fark edebiliyoruz. Yine Maya’nın dış görünüşü hakkında da pek bir fikir sahibi olamamamız da hanesine bir eksi yazdırıyor.

Özetlersek; bilinmeyen tarihi gerçekleri hem acılarıyla hem aşklarıyla hem de kurgusal anlatımıyla okumanız için Serenad’ı önerebilirim. Yer yer sürükleyici, yer yerse makalesel anlatımıyla Zülfü Livaneli’nin kitap için bir hayli araştırma yaptığını açıkça görebiliyorsunuz. Epey emek harcanmış ve olayları iyi harmanlanmış bir romanı okumayı benim gibi siz de tercih ediyorsanız, en kısa sürede kitapçınıza uğrayarak edinin derim. Reklâm işi abartılan eserlere iyi gözle bakmam, fakat Serenad diğerlerinden ayrıldığını okundukça hissettiren bir yapıt.

Keyifli okumalar.

13 yorum:

  1. şu an kitabn 127. sayfasındyım gerçekten de romana uygn bir eleştri yapmışsınız. arkadaşlarımdan kitap hakkında olmlu eleştriler almıştım umarım bu tempoda devam eder.

    YanıtlaSil
  2. guzel kitap bende oneririm.(Y)

    YanıtlaSil
  3. güzel bir tanıtım olmuş, livaneli'nin 'son ada' kitabını bitirdim henüz ben de. en kısa sürede 'serenad'ı da okumak isterim. güzel bir blog olmuş, elinize sağlık

    YanıtlaSil
  4. teşekkürler oas, şu sıralar yeni bir kitaba başlayamasam da Son Ada'yı da listeme ekledim:)

    YanıtlaSil
  5. Güzel kelimesi çok sıradan ve önemsiz gelir sanırım okumayanlar için...Harikulade demek bu hayat hikayesi için yine de yetersiz kalır. Gerçekten okunmaya değer bir roman farklı dünyalara götüren,sürükleyiciliği ile gözyaşlarını birleştirerek, hüznü hüsranla sonuçlandıran bilinmeyenleri zihne kazıyarak final yakalattıran bir eser :) tavsiyem mutlaka okuyunn

    YanıtlaSil
  6. Aysun arslan...Güzel diye nitelendirmek bu hayat hikayesi için çok sıradan olur.Harikulade bir eser daha yerinde olur sanırım.Okuyucuyu başka dünyalara sürükleyen tozlu raflara kaldırılmış gizlenmesi gereken acı gerçekleri gözler önüne sermiş bir hayat.Hüznü hüsranla sonuçlandıran,gözyaşları ile finalleştiren bir kader çatışması...Tavsiyem mutlaka okuyun:)

    YanıtlaSil
  7. Kendi atalarimin draminida icimde hissettigim ( cerkes sürgünü) müthis bir roman.

    YanıtlaSil
  8. şimdiye kadar okuduğum en en en güzel romanlardan biri. Zülfü Livaneli gerçekten çok önemli bir yazar. Bunu serenad da bir kez daha anladım

    YanıtlaSil
  9. Yorumlar çok güzel, Son Ada ve Leyla'nın Evi'ni de tavsiye ederim Livaneli severlerine.

    YanıtlaSil
  10. kitap çok güzel...mutlaka okunmalı...

    YanıtlaSil
  11. romanı ben de okudum ve paylaştım..ardından araştırmalarla çok şey öğrenmemi de sağladı.. kitaptan çok etkilendim.. bunun yanında kitapta eleştirebileceğim bir-iki şeyden birincisi Kırım Türkleri ile Yahudi olaylarının aynı kitapta yer alması biraz zorlama gibi geldi bana.. keşke iki konu farklı kitaplarda daha da ayrıntılı özellikle işlenseydi. bir de hepimiz duş alıyoruz Maya kadar ama bunun kitapta bu denli paylaşılmasına gerek yoktu son olarak kes yapıştır bile yapsanız koskoca kitabın uçak yolculuğunda elden geçmeyeceğini düşünüyorum..

    YanıtlaSil
  12. Çok doğru tespitler. Evet kitabın bazı bölümleri direkt olarak ansiklopediden kopyala yapıştır gibi duruyor. Birçok hikayeyi tek bir kitapta anlatmaya çalışması da ayrı bir nokta. Yine de konusu ve anlattıkları ile mutlaka okunması gereken bir kitap.

    YanıtlaSil
  13. İstanbul dan sozederken tarihiyle tasviriyle tam bir ecnebi diyari gibi betimlemis Bodrum dan sözederken antik romadan sozetmis..Ermeni olayi ve katlinin varoldugunu kabul edilmedigini iddia etmis..Struma faciasinda Turk hukumetinin alakasi olmadigi halde elini tasin altina koymadigi icin Almanlar vr Ruslar kadar suclamis.....bunlar disinda edebi yonu olay orgusu iyi.

    YanıtlaSil