Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

15 Temmuz 2011 Cuma

harry potter neyi öğrenecek?

Bu hafta sinema salonlarında en çok konuşulan isim, Joanne Kathleen Rowling'in kaleminden türeyen Harry Potter. Kitap macerası 2007'de sonlanan serinin sinemadaki finali geçtiğimiz Çarşamba günü gösterime girmesiyle bizim de görüş alanımıza dahil oldu. Finalin ikinci ve son kısmı olan Harry Potter and Deadly Hallows: Part 2 filmini dün akşam itibariyle ben de izlemiş bulunmaktayım. Görüşlerime gelmeden önce şöyle bir zaman tüneline girelim diyorum.


Serinin ilk kitabı J.K.Rowling imzasıyla 1997'de basıldı, ilk film ise 2001 yılında gösterime girdi. Dile kolay tam 14 yıl. Bu da demek oluyor ki kitabını okuduğunda 10 yaşında olan bir hayran serinin en son yapıtını 24 yaşında izleyecek. Bunu düşününce dahi yaşlandığımı hissediyorum.


Harry 11 yaşına geldiğinde Hagrid'den Hogward büyücülük okuluna kabul edildiğini öğrenmiş ve teyzesinin evinden ayrılarak okulun yolunu tutmuştu. Ve tabi bütün maceralar da bu olaydan sonra başlıyor. İsmi anılamayan korkunç Voldemort'u yok etmek için Harry tüm evrelerini yavaş yavaş geçirirken hayranları da olgunlaştı. Hatta kitabı okuyan arkadaşlarımdan aldığım yorumlara göre yazarın da aynı evreleri geçirdiği görülüyor. Tıpkı filmin yapımında görev alanlar gibi. İlk filmi hatırlıyorum da 14 yaş altı fantastik film grubuna dahil edilecek cinstendi. Şimdiyse rahatça söyleyebilirim ki her yaştan izleyicinin seyretmesi mümkün. Bunu şu yüzden söylüyorum; çoğu insan Harry Potter eserlerini çocuk yapımları olarak görür. İlk kitaplardan sonra bu sınırları aşılmış durumda, filmler de aynı çizgide ilerledi.
Sonunda da bitti.

Şunu söyleyeyim, filmi izlemeyi planlamıyordum. Yalnız çok fazla takipçisi olduğunu bildiğim ve onun için bir şeyler yazılması gerektiğini kabul ettiğim için yakın bir arkadaşımla Cevahir'de 3D olarak seyrettik. Tabi GençTurkcell avantajını da kullandık (Pazartesi/Perşembe bir bilete ikincisi bedava!). Senaryosunu önceden biliyordum çünkü internet üzerinde spoiler dediğimiz bilgileri kitaplardan aktaran arkadaşların yazılarından okumuştum. Bu nedenle çok fazla zevk almadım belki. Ayrıca yönetmen sanki herkes kitabını zaten okumuştur gibi bir film sunmuş izleyicilere. Çoğu duygu aktarılmıyor, çoğu bilgi eksik. Ama efektleri çok iyiydi. Özellikle ikinci yarısında okulda geçen savaş sahneleri üzerinde iyi çalışıldığı görülüyor. Müzikle ilgili bana göre hep bir sıkıntı var. İyi bir serinin her zaman duyulduğunda tanınacak, yapısına uygun, onu tanımlayan müzikleri olur. Harry Potter'ın böyle müzikleri hiç olmadı. Örnek olarak bakıyorsunuz Lord of the Rings ya da Star Wars serilerine, hepsinin efsane müzikleri de olmuştur.

Ama öyle bir seri oldu ki, sıradan bir film gibi çekilse de izleniyor. Bunun nedeni karakterler ve olayları iyi kurgulayan yazar Rowling'tir. Şahsen Azkaban Tutsağı dışındaki çekimleri beğenmedim. Bu son iki Ölüm Yadigarları da fena değildi. Diğerlerinde çok fazla heyecan yaşadığımı hatırlamıyorum. Ama dediğim gibi, arkaplanda bir başyapıt var, olağanüstü bir hayal dünyası var. İnsan bunun hatrına da gidip izleyebiliyor.

Gelelim benim son filmi önermemdeki asıl sebebe. Harry'nin öğreneceği büyük sırra. Kitabı okuyanlar bilir, bu sır filmdeki en önemli karakterlerden biriyle ilgili. Kafanızdaki tüm senaryoları sildirebilecek şaşırtıcı bir bilgi. Detaya girmeyelim, 3D Harry Potter zevkinizi kaçırmayalım.

İyi seyirler...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder